KOBİ’ler, Google Benim İşletmem’e Kayıt Olmalı Mı?

Google’da görünürlüğünüzü arttırmak, potansiyel müşterileriniz ile etkileşime geçmek sizce de harika değil mi?
Google Benim İşletmem ile şirketinizi potansiyel müşterilerinize her daim hatırlatabilir ve firmanız ile ilgili yararlı bilgiler verebilirsiniz. Üstelik bunu yaparken 75 TL’lik ücretsiz reklam hakkı da kazanabilirsiniz.

 

Bu yazımızda Google Benim İşletmem uygulaması ile firmanıza sağlayabileceğiniz faydaları ve bu uygulamaya nasıl kayıt yaptıracağınızı adım adım anlatıyorum.

KOBİ’ler Google Benim İşletmem’e kayıt olmalı mı?

Google Benim İşletmem; işletmelerin ve kuruluşların Google’daki çevrimiçi varlıklarını yönetmelerini sağlayan ücretsiz bir araçtır. İşletme bilgilerinizi iş yerinize gelen referans koduyla doğrulayarak Google Benim İşletmem’e kayıt olabilir ve işletme profilinizi düzenleyerek hem müşterilerin sizi bulmasını sağlayabilir, hem de onlara işletmenizin hikayesini anlatabilirsiniz.

Google Benim İşletmem ne işe yarar?

Google Benim İşletmem’in avantajlarını üç kategoride değerlendirebilirsiniz:

  1. İnternete işletmeniz hakkında bilgi koyabilirsiniz
    Google’a çalışma saatlerinizi, web sitenizi, telefon numaranızı ve konumunuzu (işletmenizin türüne bağlı olarak açık adres, hizmet bölgesi veya yer işaretçisi) bildirebilirsiniz.
  2. Müşterilerinizle etkileşimde bulunabilirsiniz
    İşletmenizin ve sunduğunuz ürün veya hizmetlerin fotoğraflarını yayınlayabilirsiniz,
    Müşterileriniz işletmeniz ile ilgili yorumlar yapabilir ve sizinle iletişimi dijital ortamda da kesmemiş olur.
  3. Yeni müşteriler çekin
    Yeni müşterilerin sizi bulabilmesi için işletmenizin internette ve Google Haritalar’da görünmesini sağlayabilir ve müşterilerinizi web sitenize yönlendirebilirsiniz.
    Yakın zamanda gördüğüm Adwords Express üzerinden 75 TL’lik ücretsiz reklam hakkına da sahip olabilirsiniz.

Bütün bu artıları düşününce cebimizden de para çıkmayacağını düşünürsek neden kendimizi internette daha fazla göstermeyelim ki ?

Google Benim İşletmem’e kaydolmak için aşağıdaki adımları izleyebilirsiniz:

  1. google.com/business adresine gidin ve sayfanın sağ üst köşesindeki Hemen Başlayın‘a tıklayın.
  2. Google hesabınızda oturum açın; henüz Google hizmetlerini kullanmıyorsanız bir Google hesabı oluşturun.
  3. Sol üst kısımda bir form ve ülkenizin haritasını göreceksiniz. Formdaki birinci alana işletmenizin adını girin.
  4. Siz yazarken, olası eşleşmeleri içeren öneriler görünecektir. Öneriler arasında işletmenizi görürseniz onu seçin.
  5. İşletmenizin bilgilerini girerek diğer alanları tamamlayın ve ardından Devam‘a tıklayın.
    Potansiyel olarak eşleşen bir işletme önerisi görebilirsiniz. Önerilen işletme sizinkiyse ona tıklayın. Önerilen işletme sizinki değilse Girdiğim Bilgileri Kullan‘a tıklayın.
  6. İşletmeyi yönetmek için yetkili olduğunuzu onaylayabileceğiniz bir seçenek görürsünüz. Yetkiliyseniz kutuyu işaretleyin ve ardından Devam‘a tıklayın. İşletmeyi yönetmek için yetkili değilseniz, kuruluş yetkilisini bulun ve kayıt işlemine devam edin.

Kayıt olduktan sonra işletmenizi doğrulamayı unutmayın, doğrulanmış işletmeler Google’da daha çok görünürlük elde eder. Doğrulama işlemini birkaç farklı şekilde yapabilirsiniz ama benim size tavsiyem doğrulama adımını doğrulama posta kartı ile yapmanız yönünde olacaktır.

Doğrulama posta kartınızı aldıktan sonra google.com/business adresine dönün. Oturum açın ve menüden Konumu Doğrula‘ya tıklayın. Ardından talimatları izleyerek posta kartındaki doğrulama kodunu girin.

 

Topluluk Yönetiminin 9 Altın Kuralı

[et_pb_section bb_built=”1″][et_pb_row][et_pb_column type=”4_4″][et_pb_text _builder_version=”3.0.92″ background_layout=”light”]

Sosyal medyada topluluk yönetirken dikkat edeceğiniz birkaç detayla başarılı sonuçlar elde ederken, doğru bir marka imajı oluşturabilirsiniz.

Sosyal medyada topluluk yönetmek her yiğidin harcı değil. Bazı markaların takipçileri ile iletişime geçerken ne kadar samimiyetten uzak olduklarına ya da kimilerinin kantarın topuzunu ayarlayamayıp itibarlarını yerle bir ettiklerine mutlaka şahit olmuşsunuzdur. Marka itibarı her ne kadar el ile tutulur, göz ile görülür bir kavram olmasa da bir markanın tüketici gözündeki saygınlığı için çok dikkatle korunması gerek. Fakat sosyal medya gerçek zamanlı bir platform ve siz de farkındasınız ki her zaman her şey yolunda gitmeyebiliyor.

Eğer sosyal medyada bir topluluk yönetiyorsanız, her zaman her konuda onay almanız ya da etrafınızdaki uzmanlara danışmanız mümkün olmayabiliyor. Sürdüreceğiniz yanlış bir iletişim stratejisi ya da vereceğiniz yanlış bir cevap bir anda krize dönüşerek ilmek ilmek ördüğünüz sosyal medya iletişiminizi yerle bir edebiliyor. Bu konuda size yardımı dokunacak ve aynı zamanda sosyal medyada takipçilerinizle daha net ilişkiler kurmanızı sağlayacak birkaç öneri yazdık.

  • İnsani yanınızı gösterin.

Çoğu durumda kurumsal veya resmi maskelerin arkasına gizlenmek mantıklı değildir. Sosyal medyada insanlar basit ve yaygın olmayan iletişimi seviyorlar. Bu nedenle sosyal medyada takipçilerinizle insani ilişkiler kurmanız, hem markanızı kendilerine daha yakın hissetmelerini sağlayacak hem de size güvenmelerine vesile olacaktır.

  • Dürüst olun.

Gerçek hayatta olduğu gibi sosyal medyada da doğruya doğru demelisiniz. Bir hata yaparsanız, dürüst olmak ve hatayı kabul etmek çoğu zaman durumu toparlamak için atılacak ilk adım olabilir. Bu her zaman özür dilemeniz gerektiği anlamına gelmiyor elbette, iletişim stratejiniz ve markanızın duruşuna uygun olarak takipçilerinize yaptığınızın yanlış olduğunu ve bunun farkına vardığınızı hissettirip, bu konuda üzgün olduğunuzu belirtebilirsiniz.

  • Uzman olun.

Sosyal Medya Uzmanı olduğunuzu iddia ediyorsanız ve Facebook kullanmıyorsanız, hayatınızın hatasını yapıyorsunuz diyebiliriz. Eğer sosyal medyada markanızı temsil edecekseniz ve takipçilerinizle iyi bir iletişim kurmak istiyorsanız; öncelikle bu platformlar ve kitlesini tanımanız gerekiyor.

 

  • İş hedefleriniz doğrultusunda yenilikçi ve yaratıcı olun.

Sosyal medya kanallarınızı yönetmek için hedefleriniz doğrultusunda bir strateji belirlemeniz ve bu doğrultuda iletişim sürdürmeniz çok önemli. Fakat bununla da kalmayarak yeni hedefler ve yöntemler oluşturabilir, yaratıcılığınızı konuşturabilirsiniz. Unutmayın ki sosyal medya kullanıcıları yaratıcılığa bayılır. Bir anda paylaşımlarınız viral bir çalışmaya dönüşebilir.

  • Sosyal medyanın kurallarını kabul edin.

Birçok alanda olduğu gibi sosyal medyada da birtakım kurallar bulunuyor. Olası hataları önlemek için kullandığınız sosyal medya platformu politikalarına dikkat etmeniz gerekiyor. Örneğin Facebook’ta yaptığınız alkollü bir paylaşım daha sonra başınıza dert açabilir. Facebook ve Instagram gibi sosyal medya platformlarının sayfa ve hesap şartlarını okursanız, bu konuda önceden bilgi edinmiş olur ve paylaşımlarınızı buna göre planlarsınız.

  • Bilginizi ve uzmanlığınızı paylaşın.

Bazı insanlar bildiği şeyleri kendine saklamayı tercih ederek, etrafındakilere yardım etmeyi reddederler. Fakat bu davranışları onları tek ve lider yapmaz, aksine kibirli ve hataya açık olacaklarıdır.

Hayatımızda olduğu gibi sosyal medya konusunda da bildiğimizi paylaşmak her zaman önemli. Gerek diğer meslektaşlarınızla, gerek takipçilerinize hatta rakiplerinizle bile uzmanlığınızı paylaşın. Unutmayın ki bilgi paylaştıkça çoğalır, sektör gelişir, herkes kazanır.

  • Talepkar olmayın.

Takipçilerinden sürekli olarak paylaşımlarını beğenmelerini, retweet’lemelerini ya da arkadaşlarını etiketlemelerini isteyen bir marka hayal edin. Ne kadar da itici değil mi? Sosyal medya platformları için içerik planı yaparken kimi zaman farkında olmadan aşırı talepkar olabiliyoruz. Amacımız tamamen iyi niyet ve onlarla etkileşime geçmek olsa da çok sık gerçekleşen bu paylaşımlar markanızın muhtaç, ezik ya da basit görünmesine sebep olabilir.

  • Spam yapmayın.

Artık müşterilerinize e-mail göndermek için bile kendilerinin rızasını almanız gerekiyor. Hal böyleyken siz sürekli birilerini etiketliyor, sürekli mesaj gönderiyor ve günde 10–15 paylaşım ile sürekli karşılarında oluyorsanız, bir düşünmenizi tavsiye ederiz.

  • Nefret edenler, etmeye devam edecek.

Sosyal medyada iletişim sürdürüyorsanız, öncelikle kabul etmelisiniz ki herkes sizi sevmek zorunda değil. Markanızı sevmeyen, hatta ondan nefret eden bir kesim mutlaka olacaktır. Sebepleri ne olursa olsun, kendi düşünceleridir ve saygı duyulması gerekir. Bu nedenle sosyal medyada sizden nefret edenlerle uğraşmak yerine, markanıza karşı sempatisi olan takipçilerinizle ilgilenmeniz daha olumlu sonuçlar elde etmenizi sağlar.

[/et_pb_text][/et_pb_column][/et_pb_row][/et_pb_section]

Email Pazarlamada Etkileşimi Artırmak İçin İpuçları

[et_pb_section bb_built=”1″][et_pb_row][et_pb_column type=”4_4″][et_pb_text _builder_version=”3.0.92″ background_layout=”light”]

Biliyoruz ki günümüzde email pazarlamanın önemi gitgide artıyor. Kaliteli email içeriğini tutarlı bir şekilde oluşturmak size çok iş gibi görünebilir. Eğer email marketing çalışması yapmaya başladıysanız, öncelikle mesajlarınızı nasıl göndereceğinizi ve bu mesajları nasıl yöneteceğinizi belirlemeniz gerekir.

Spam oranlarınızın artmasını istemiyor ve müşterilerinizi daha sadık müşteriler haline getirmek istiyorsanız, aşağıdaki maddeleri uygulamanızı tavsiye ederiz.

1. İzinli üye listenizi oluşturun

İlk olarak web stesinize üye olan kişilerden izin almanız ve kendinize izinli bir veri tabanı oluşturmanız gerekmektedir. Web sitenize üye olan kişilerden üyelik esnasında izin alabilirsiniz. Üyelik formu kısmında kullanıcıların bilgilerini alırken formlara ‘’kullanıcının bu forma üye olarak pazarlama emaillerine izin verdiğini’’ belirten bir yazı ve check box koyabilirsiniz.

2. Mesajlarınızı kişiselleştirin

Eposta kutunuza “Sevgili Müşteri” başlığı ile bir mail geldiğini düşünün. Muhtemelen o maili geri dönüşüm kutusuna atarsınız veya üyelikten çıkarsınız. Bu nedenle epostalarınızı gönderirken mutlaka başlığınızı yada içeriğinizi kişiselleştirip, kullanıcılarınıza kendi isimleriyle hitap etmelisiniz. Sevgili Müşteri yerine Sevgili Ayşe diyerek kendilerini özel hissettirebilir ve mailinizi okumasını sağlayabilirsiniz.

3. Müşteri davranışına göre mail gönderin

Kendisini özel bir şeyin parçasıymış gibi hissetmek istemeyen yoktur. İçeriklerinizde sadece Call to Action ( Şimdi Satın Al, Şimdi Harekete Geç) butonlarını kullanarak onları harekete geçirmek her zaman etkili olamayabiliyor. “Sana Özel Bir Şey Var, Bunları Beğenebileceğinizi Düşündük” vb. diyerek onlara kendilerini özel hissettirebilirsiniz.

Eposta pazarlaması ile müşterilerinize kendilerini özel hissedebilecekleri 3 yöntem:

  • Yalnızca belirli bir grubun kullanabileceği fırsatlar veya teşvikler sunabilirsiniz.
  • Gizlice yeni ürünlere göz atmalarını ve geri bildirimde bulunmalarını isteyebilirsiniz.
  • Toplulukla paylaşmadan önce yeni içeriklerinizi veya güncellemelerinizi küçük bir grupla paylaşabilirsiniz.

4. Kitlenizin bir sonraki adıma geçmesini kolaylaştırın

Kampanyalarınızda kullanacağınız müşterinizi harekete geçirecek olan ifadeler çok net, etkileyici ve görsel açıdan cazip olmalı. Müşterilerinizin aklında bir sonraki adıma geçerken hiçbir soru işareti kalmamalı.

Bunun için ise;

  • Kitlenize ne yapılması gerektiğini söyleyebilirsiniz.
  • Kafa karışıklığı yaratmaması için mesajınızda tek bir harekete geçirici ifade kullanabilirsiniz.
  • İçeriğinizin geri kalanına dikkat çekebilirsiniz.

5. İmajınızı vurgulayın

Hubspot yaptığı bir araştırmada, kullanıcıların %88’inin şirketlerden email içeriklerini HTML olarak almayı, %12’sinin ise düz metin tercih ettiğini buldu. Ayrıca %65’i resim içerikli epostaları tercih ederken, %35’i çoğunlukla metin tercih ediyor.

Düzgün bir şekilde tasarlanmış e-postalar çok etkili olabiliyor. Markanızı yansıtan renk ve tasarımlarla, müşterinize hitap edecek postalar oluşturabilirsiniz.

[/et_pb_text][/et_pb_column][/et_pb_row][/et_pb_section]

Dijital Ajans Seçerken Dikkat Edilmesi Gerekenler

[et_pb_section bb_built=”1″][et_pb_row][et_pb_column type=”4_4″][et_pb_text _builder_version=”3.0.92″ background_layout=”light”]

Dijital Ajans seçerken markanıza, ihtiyaçlarınıza ve hedeflerinize en uygun olan şirketi belirlemelisiniz. Fakat çalışacağınız ajansın doğru uzmanlık alanına sahip olup olmadığından emin olmayı unutmayın.

Dijital dünyanın hayatımızın bir parçası haline geldiği günümüzde pazarlama çalışmalarının da bu alana yönelmesi kaçınılmaz hale geldi. Dijitalin getirisinin farkında olan ve bu alana yatırım yapmak isteyen birçok şirket de artık pazarlama bütçelerinde önemli oranda değişiklik yapıyor. Pazarlama genelde büyük sonuçlar elde ederken, şirketlerin genişlemesinin ve büyümesinin de yolunu açıyor. Dolayısıyla birçok şirket artık pazarlama alanındaki çalışmalarını dijital ajanslarla birlikte gerçekleştiriyor.

Birçok şirketin bir dijital pazarlama ajansı ile çalışmasının sebebi var. Bir dijital ajans daime şirketin pazarlama stratejisinde ek bir uzmanlığı masaya getiriyor. Ayrıca çoğu durumda şirket içinde bir ekip kurup yetiştirmektense, bu konuda uzman olan bir ajansla çalışmak daha ekonomik oluyor. Fakat burada oldukça önemli bir konuyla kaşılaşıyoruz: Marka için en uygun dijital pazarlama ajansını seçmek.

Şüphesiz ki pazarlama uzmanları ve marka yöneticileri için en doğru dijital ajansı seçmek zorlu bir süreç gerektiriyor. İşte bu zorlu süreci daha kolay hale getirmek amacıyla size faydalı bir liste hazırladık. Şirketiniz için en doğru dijital ajansı gelin birlikte seçelim:

1. Pazarlama ihtiyaçlarınızı listeleyin

Bir ajans avına çıkmadan önce, bir dijital pazarlama ajansında ne arayacağınıza dair fikrinizin olması gerekir. İhtiyaçlarınıza bağlı olarak, aşağıdakilerin bazılarında ya da hepsinde deneyime sahip bir uzman ajans arayışında olacaksınız:

• Web sitesi stratejisi, tasarımı ve geliştirilmesi
• Blog yayını ve içerik oluşturma
• Arama motoru optimizasyonu (SEO)
• Arama motoru pazarlama (SEM)
• E-posta pazarlama
• Sosyal medya pazarlama
• Pazarlama otomasyonu
• Analiz ve “Analytics”
• Online reklamlar (PPC, Google AdWords, Facebook reklamları, vb.)

Yukarıdakilerden hangi alanda ya da alanlarda uzmanlığa ihtiyacınız olduğunu belirleyerek kaydedin ve bu hizmetlerin bazılarını ya da tamamını size sağlayabilecek ajansları araştırın.

2. Kendi işlerini nasıl yürüttüklerini inceleyin

Bir pazarlama ajansının iş yapma biçiminin en kapsamlı ve dürüst hali kendi blog’u, web sitesi ve sosyal medya varlığıdır. Öncelikle ajansın web sitesini ve blogunu ziyaret edin. Bu size uzmanlık alanları, fikir ve uygulamaları hakkında bilgi verecektir. Web sitesi ajansın hizmetleri doğrultusunda yeterli bilgi veriyorsa bu bir artı puan. Blog kaliteli içeriklerle doluysa ve internet üzerinden paylaşılan birçok faydalı makale ile bilgilendirilmişse, ajansın kendi işinde usta ve şirketinize uygun bir ajans olduğunu ispatladığını göreceksiniz.

İpucu: Ajanstan kendi pazarlama stratejileri konusunda bilgi isteyebilir, web sitesi trafiğini ve olası satışları nasıl ürettiklerini sorabilirsiniz. Başarılı bir pazarlama ajansı ile görüşüyorsanız, bu konuda size bilgi vermekten çekinmeyeceklerdir.

Blog ve web sitelerinin dışında sosyal medya varlıklarını da değerlendirin. Ajansın Facebook, Linkedin gibi sayfalarında iyi bir yönetim yapması başarı için bir diğer gösterge olabilir. Ayrıca yine Linkedin ve Twitter gibi mecralardan ajans çalışanlarının profillerini ve uzmanlıklarını da inceleyebilirsiniz.

3. Başarıyı nasıl ölçtüklerini konuşun

Birçok marka ajansı, pazarşamanın en temel metriği olan analitik üzerinde çalışmaktan yoksundur. Pazarlama çalışmalarınızın performansını ölçüp, rapor edebilme yeteneğine sahip olmayan bir ajansla çalışmak istemezsiniz. Bir ajansla çalışmadan önce size hedefleriniz doğrultusunda çalışmalarınızın başarısını nasıl ölçümleyeceklerini konuşun. Saygın ajanslar bu durumda memnuniyetle planlarını yapacak ve size sunacaktır. Bu aşamada aşağıda metriklere dikkat etmeniz çok önemli:

• Web sitesi trafiği

• Dönüşüm oranı

• Potansiyel müşteri üretimi

• Satış

Ajans ile çalışacağınız konuların kapsamı ve hedefleriniz doğrultusunda, size bu metriklerle bir rapor sunabileceklerinden emin olun.

4. Uzmanlıklarını test edin

Dijital pazarlama en yeni teknolojilerin kullanımını, araç ve teknikler ile farklı platformlarda uzman olmayı gerektiren bir alandır. Çalışmak istediğiniz ajansın doğru uzmanlığa sahip olması gerektiğini unutmayın. Örneğin web tasarımı için sadece sosyal medya alanında uzmanlaşmış bir ajansla çalışmak size beklediğiniz sonuçları sağlamayacaktır. Bir ajanstan birden fazla hizmet almayı düşünüyorsanız, bu alanların her birinde uzman olduğundan emin olmalısınız. Hem web tasarım hem de sosyal medya alanında faaliyet gösteren ajanslar, web sitesi kullanıcı deneyiminde uzman olduğu gibi sosyal medya platformlarının gelişmiş özelliklerini de halihazırda aktif olarak kullanmalıdır.

5. Başarı için çalışma tarzlarının güvenilirliğini kontrol edin.

Şüphesiz ki organizasyon, bugünün gelişigüzel dünyasında başarının anahtarıdır. Belirli bir çalışma tarzı ve oturmuş bir sisemi olmayan pazarlama ajansları ile çalışmak konkunç sonuçlara sebep olabilir. Tutarsız hizmetlerin ve ajanstan gelen sonuçların sıkıntısını yaşamamak için aşağıdaki konulara dikkat etmeniz yeterli:

• Projeler verilen zaman ve bütçe limitleri dahilinde tamamlanabilir mi?

• Ayrıntılara ve kaliteye odaklanılıyor mu?

• Gerçek dışı hedefler yerine, ulaşılabilecek pratik bir strateji sunuyor mu?

• Ölçülebilen anlamlı sonuçlar üretebiliyor mu?

• Strateji değişikliklerine uyum sağlanabilir mi?

• Ajansın markanıza sunduğu ekip işbirliği içinde ve kendi uzmanlıkları doğrultusunda çalışıyor mu?

6. Ajans yetkilisi ile tanışın

Yukarıdaki maddeleri tek tek kontrol ettiniz ve elediniz. Sıra geldi ajans ile gerçekleştireceğiniz çalışmalar için resmi bir adım atmaya. Bu aşamaya kadar her şeyi online olarak yürütmüş olabilirsiniz. Fakat işbirliği yapacağınız ajans ile şirketinizin enerjisinin tutup tutmayacağına karar vermek için yüzyüze görüşmenizi öneririz.

Birçok ajansta işbölümü gereği müşterilerlebu konuda yetkilendirilmiş kişi görüşür. Ekip daha geri planda kalırken, siz ajanstan almak istediğiniz hizmeti ve brief’inizi ajansın sizin için yetkilendirdiği kişiyle görüşürsünüz. Bu kişi ileride şirketinizin ihtiyaçlarını ekibe anlatacak, projeleri bu doğrultuda yönetecek ve çıkan sonuçları da sizinle paylaşacak olan kişidir. Bu nedenle yüzyüze görüşmek, uyumlu bir çalışma için önemli bir kriter olacaktır.

Dijital alanda daha çok kitleye ürün ve hizmetlerinizi duyurmak, hedeflerinize ulaşmak ve satışlarınızı artırmak için şirketinize, markanıza, ürün ve hizmetlerinize en uygun ajansı seçmeniz başarıyı da beraberinde getirecektir.

[/et_pb_text][/et_pb_column][/et_pb_row][/et_pb_section]

Doğru SEO Ajansı Nasıl Seçilmeli?

[et_pb_section bb_built=”1″][et_pb_row][et_pb_column type=”4_4″][et_pb_code _builder_version=”3.0.92″]<iframe width=”560″ height=”315″ src=”https://www.youtube.com/embed/9VYWmNWuWcE” frameborder=”0″ allow=”autoplay; encrypted-media” allowfullscreen></iframe>[/et_pb_code][et_pb_text _builder_version=”3.0.92″ background_layout=”light”]

Sürekli gelişen Google parametreleri, her gün daha da kızışan bir rekabeti peşinde getiriyor. Bu rekabet içerisinde en doğru SEO ajansınızı neye göre seçmeniz gerekiyor? Google’dan Maile Ohye, SEO ajansınızı seçmeden önce 4 madde ile bu süreci değerlendirmenizi öneriyor.

1) Potansiyel SEO ajansınız ile 2 yönlü bir görüşme gerçekleştirin. Genel olarak sizinle ve işletmenizle ilgileniyor gibi görünüp görünmediğini kontrol edin.

İlk temastaki beklentiniz ne olmalı?
Maile, iyi bir ürüne, şirkete ve danışmana sahip olduğunuz takdirde başarının kaçınılmaz olduğunu belirtiyor. Sıkça karşılaştığımız ve kesin ibarelere sahip olan “1-2 ayda X kadar kelimede 1. sıra garantisi” gibi hedeflerin gerçekçi olmadığını da kara büyü ile bağdaştırarak şaka yollu bizleri uyarıyor. Başarının ise 4 ay ilâ 1 yıllık bir süreçte oluştuğunu belirtiyor. Tabii bu sürecin sektöre ve aksiyona bağlı olarak değişken olduğunu, belirtilen 4 ayın minimum barem olarak belirtildiğini de unutmamak gerekir.

SEO, anlık bir çözüm değil uzun vadede ürününüzü ve şirketinizi geliştirecek bir süreç olduğu için buradaki iş yatırımınız da aslında uzun vadedeki bir partnerlik olarak düşünülebilir. Bu sebeple partnerlik yapacağınız kişi ya da kurumun, ürününüze ya da şirketinize sizin kadar ilgili olup olmadığını ölçümlemeniz gerekiyor. İlk görüşmenizde sizi standart SEO parametreleri (h1, h2 etiketleri, kopya içerikler vb.) ile ilgili bilgilendirmeye çalışan birinden ziyade, ürününüzle ilgili bilgi talep eden ve sorularınıza verdiği cevapları Google kaynaklarıyla destekleyen bir uzman ya da ajans ile görüşmeniz daha verimli olacaktır.

SEO işe alımı için yapacağınız görüşmede doğru sorular üzerinden mi ilerliyorsunuz?

SEO’ya 3 farklı açıdan yaklaşalım; Google, Kullanıcı ve İnternet Sitesi.

  • Kullanıcı arama yaptığında karşısına yaptığı aramayla en ilgili internet sitesinin çıkmasını isteyecektir.
  • Google, kullanıcıların yaptığı aramayla ilgili onların karşısına en ilgili internet sitesini çıkarmak isteyecektir.
  • İnternet sitesi ise, alacağı trafiğin en ilgili kullanıcılardan oluşmasını isteyecektir.

Bu doğrultuda yapılan tüm çalışmaların her açıdan doğru kullanıcıyı doyurucu sonuç ile karşılaştırmak olduğunu söyleyebiliriz. Bir diğer deyişle, yapılan her şey kullanıcı deneyimi içindir. SEO danışmanının da, sitemize gelen kullanıcının doğru-hedeflenen kullanıcı olduğunu anlaması ve buna göre bir strateji oluşturması için, ürünü veya hizmeti çok iyi tanıması ve neye hitap ettiğini çok iyi öğrenmesi gerekmektedir.

Bırakın öncelikli olarak soruları potansiyel danışmanınız sorsun.

SEO her sektörde farklı stratejilere ihtiyaç duyar. Belirlenecek stratejiler de ürünün sahip olduğu potansiyeli ve ait olduğu sektörün fırsatları ile doğru orantılıdır. Bu ilkel ayrımı yapabilmenin başlıca yolu da, ürünle ilgili daha fazla bilgiye sahip olmak, daha da önemlisi sahip olma isteğidir. Eğer potansiyel danışmanınız sizi tanımak için gerekli çabayı sarf etmiyorsa, bu kuvvetle muhtemel süreç içerisinde göstereceği çabanın bir aynası olacaktır.

Yalnızca ürünün ne olduğunu değil, ürünün kimlere hitap ettiği de çok önemlidir. Zira ürünün ya da şirketin tüm detaylarına sahip olmak ve bunu harika bir dille sunmak, doğru kitleye pazarlanmadığı sürece büyük bir etki oluşturmayacaktır.

İşletmenizin gelir modeli, arama sonuçlarıyla gelen bir trafikle ne kadar alakalı?

Eğer herhangi bir sektörde dikey bir e-ticaret sitesine sahip iseniz; organik trafik, satışınızı artıracak en büyük etkenlerden biri olacaktır. Artacak satış da sizi büyümeye itecektir. Fakat ya e-ticaret sitesi değilseniz? Sitenizde herhangi bir ürünün satışını yapmıyor ya da ürünlerinizin satın alınma sürecini başlatan adımın internet siteniz olmadığını vurguluyorsanız, marka aramalarında bir prestij oluşturmak isteyen, IK departmanınıza gelen başvuruların en yetenekli mühendislerden gelmesini talep eden bir yazılım firmasıysanız; standart bir SEO süreci sizi tatmin etmeyecektir. Bu noktada danışmanınızın yalnızca sitenizin teknik alt yapısını Google parametrelerine uygun hale getirmesi yetersiz bir strateji olacaktır. Kullanıyor olduğunuz tüm kanalların, SEO ile uyumlu halde kurgulanmasına aracılık eden ve tek bir kanalın öne çıkmasından ziyade, farklı kanallardan birbirlerine paralel şekilde sağlanan bir strateji ihtiyaç duyduğunuz başarı olabilir.

Rakipleriniz aslında sandığınız rakipler olmayabilir.

SEO çalışmalarındaki başlıca yanılgılardan biri de birçok şirketin offline taraftaki rakibini online tarafta da başlıca rakiplerden olduğunu düşünmesidir. Büyük bir gıda firması olduğunuzu varsayalım. Makarna ürününüzle yapılacak yemek çeşitliliğiyle ilgili bir içerik yahut video sitesi oluşturmayı düşünüyor ya da halihazırdaki sitenizin performansını artırmak istiyorsunuz. Amacınız ilgili kullanıcıların karşısına yemek yapım videoları veya tarifleriyle alakalı kendi ürünlerinizi çıkartmak, ürününüze duyulan güveni subliminal şekilde artırmak ve bilinirliği yükseltmek olsun. Aynı market rafında makarnanızın yanında başka bir firmanın sergilenen makarnası sizin için sektörel taraftaki en büyük rakibiniz ve satış hacminizi yeni kullanıcı kazanarak artırmayı hedefliyorsunuz. Bu doğrultuda yapılacak benchmark’ın da tamamıyla aynı market rafındaki diğer ürünlerle ilgili olması yönünde bir beklentiniz olacaktır. Peki sizin gerçek rakibiniz raftaki ürün müdür?

Raftaki ürün rakiplerden yalnızca biridir. Online tarafta bu ürünle alakalı rakibinizin benzer bir girişimi olmayabilir, fakat hitap ettiğiniz sektör eğer yemek sektörü ise organik taraftaki rakipleriniz oldukça çeşitlenecektir. Herhangi bir yemek blogu, haber sitelerinin yemekle ilgili oluşturdukları içerikler, gurme blogları, online market alışverişi hizmeti sağlayan internet siteleri sizin rakiplerinizden yalnızca birkaçı olacaktır. Bu sebeple danışmanınız ürünü, hedefi, gelir modelini bilmek zorunda olduğu gibi rekabet içinde olduğunuz her şeyi de öğrenmek zorundadır. Size sunacağı bir rakip analizinde bunları kategorilendirmiş olması, çizilecek yol haritasının ne kadar detaylı olacağının göstergesi olacaktır.

Bu bilgiler ışığında, SEO danışmanınızın ilk görüşmeye ne kadar hazırlıklı ve meraklı geldiğini ölçümlemeniz doğru danışmanı seçme sürecinizin ilk adımı olacaktır.

2) Referanslarını kontrol edin.

Doğru ajansı seçmek için başlattığınız araştırmada, birçok farklı ajansın referans sayfalarında aynı referansları gördüğünüze eminim. Peki tüm bu ajanslar aynı referanslara nasıl sahip olabiliyor?

1. Seçenek: Bir firma SEO’nun farklı kolları için farklı ajanslarla aynı anda çalışabilir.

Temelde çok basit bir çalışma gibi görünse bile, SEO’yu destekleyen ve kapsamına dahil olan birçok farklı çalışma kolu vardır. Şirket, bir ajans ile SEO uyumlu içeriklerin oluşturulması için çalışıyorken başka bir ajans ile mobil site uyumluluğu üzerine çalışıyor olabilir. Doğal link inşasını tetikleyecek çalışmalar veya yeni tasarıma geçiş evresi için de başka ajanslarla çalışıyor olabilir. Farklı ajansların farklı kültürleri ve dahili çalışma prensipleri olduğu için, işi birçok parçaya bölmek başarıyı da birçok parçaya bölmekle doğru orantılı ilerleyebilir. Fakat farklı zamanlarda, farklı işler için, farklı ajanslarla çalışması da oldukça muhtemel bir durumdur.
Potansiyel danışmanınıza, sahip olduğunuz duruma eşlenik veya yakın, hedeflerinizle benzerliğe sahip şirketler ile çalışıp çalışmadığını sorun. Referans olarak belirtilen tüm firmalarda yapılan çalışmayla ilgili detay talep edin. SEO doğal yapısı gereği farklı dalları barındırdığından, potansiyel danışmanınızın farklı süreçlere dahil olup olmadığı çok kritik bir durumdur. Kullanıcı deneyimini artırmaya yönelik yapılan çalışmalarda geliştiricileriniz ve tasarımcılarınızla, etkin pazarlama stratejiniz için satış veya pazarlama ekibinizle iletişim kurması oldukça olasıdır. Farklı ekiplerle başarı elde edip etmediğini öğrenmek, ekibinizle kuracağı iletişimi öngörmenizi sağlayabilir. Zira içine gireceğiniz süreç esasen sizin ve ekibinizin SEO tarafında alacağı bir eğitim gibi ilerleyecektir, bu da genel iş operasyonlarından biri haline evrileceği anlamına gelmektedir.

2. Seçenek: Belirtilen referanslar ile ilgili eksik ya da yanlış bilgi veriliyor olabilir.

Başarılı bir iletişim süreci, başarılı bir SEO sürecinin oluşmasını tetikleyecektir. Eğer potansiyel danışmanınızın belirttiği referanslar ile ilgili söylediği şeyler sizde şüphe uyandırıyor ise, emin olmak adına belirtilen referans ile irtibata geçebilirsiniz.
Potansiyel danışmanınıza birkaç referansının iletişim bilgilerini verip veremeyeceğini sorun, eğer veremeyeceğini belirtiyor ise iletişime geçmenizin sorun teşkil edip etmediğini sorabilirsiniz. SEO başarısı hiçbir zaman tek taraflı bir başarı değildir. Danışmanınızın sizi yönlendirme biçimi önemli olduğu kadar, sizin aksiyonu alma hızınız da çok kritiktir. Bu sebeple danışmanınızın referanslarıyla nasıl bir iletişimi olduğunu öğrenmeniz oldukça faydalı olacaktır.

3) Teknik bir audit talep edin

SEO, başarının veriye dayalı bir sistemle ölçümlendiği bir çalışmadır. Aynı şekilde başarısızlık da bu şekilde ölçümlenebilir.

Potansiyel danışmanınızdan bir hazırlık yapmasını isteyin.

Danışman, sitenizin halihazırdaki görünürlük durumunu, rakipleriyle olan konumunu, iyi ve kötü performansa sahip anahtar kelimelerinizi, teknik altyapıdaki problemleri, site-dışı tarafındaki durumunuzu ölçümleyebilir. Vereceği bilgiler de sorunun neden kaynaklandığı, çözülür ise neye, çözülmez ise neye mâl olacağı ve nasıl çözüleceği yönünde olmalıdır. Eğer size 404 hatası alınan sayfalarınız olduğunu söylüyor ise bu sayfaların hangileri olduğunu sorun ve anlık şekilde kontrol edin.

Search Console ve Google Analytics yetkisi vererek taslak bir yol haritası oluşturmasını talep edin.

Eğer potansiyel danışmanınız bu adıma kadar güven duygusu oluşturmuşsa, ona site verilerinizi ölçümlediğiniz araçlarda geçici ve kısıtlı bir yetki tanımlamak istediğinizi söyleyin. Çoğu araçtan alınan veri, Analytics hesabınızdaki verilerle birebir uyuşmayacaktır. Eğer danışman gerçekçi veriler ışığında bile size tatmin edici bir bilgi aktarmıyorsa, başka bir danışmanı işe alın.

Belirli vadeler için öngörü raporu talep edin.

SEO, doğal yapısı gereği başarı için herhangi bir kesinlik içerememektedir. Zira çok fazla değişkene sahiptir, yalnızca danışmanınızın iyi olması başarı sağlamanız için yeterli olmayacaktır. Ekibinizin danışmanınızla sağlayacağı uyum, yol haritasına bağlılık, rakiplerin bu yöndeki yatırımı gibi farklı sebeplere bağlı birçok aşaması vardır.


Potansiyel danışmanınızdan 1, 1.5 ve 2 yıllık periyotlar için marka ismi içeren ve içermeyen anahtar kelimelerin ayrıştırıldığı bir öngörü raporu talep edin. Bu raporda size sunacağı verilerin derinliği-detayı, rakiplerin kategorilendirme biçimi, sağlayacağı potansiyel organik trafiğin AdWords maliyeti karşılığını incelemek istediğinizi söyleyin. Birkaç farklı senaryoda farklı maliyetler oluşacağı için, oluşacak tüm masrafların sebeplerini, faydalarını ve ek masraflar karşılanmadığı senaryodaki rakamların nasıl değişkenlik göstereceği bilgisini talep edin. Bu çalışma, danışmanın sizin ürününüze ya da şirketinize sağlayacağı faydanın olası bir başarı grafiği ve doğru hedefleme yapmanız için geçerli bir ölçümleme olacaktır.

Esnekliğe sahip olup olmadığını ölçümleyin.

Öngörü raporunda belirtilen hedefler sizler için doyurucu olabilir. Ya her şey yolunda gitmezse? Ekibinizden bir ya da birkaç kişi işinden ayrılır ya da farklı sebeplerden ötürü yatırımı bir süre kısmak zorunda kalırsanız, danışmanınız size ne kadar uyum sağlayabilir?

SEO stratejisi oldukça değişken olmak zorundadır. Zira her yıl gelişen Google parametreleri yeni güncellemeleri beraberinde getirir. Buna ek olarak rekabet sürekli olarak güncellenecek ve oluşan fırsatlara göre yatırımı yönlendirmek gerekecektir. Danışmanınızın sürekli olarak yeni kaynaklarla birlikte kendini geliştirmesi ve her şeye hazırlıklı olması gerekmektedir. Örneğin; Penguen güncellemesi çıktığında bir rapor hazırlamak yerine, Penguen güncellemesi çıkmadan konuyla ilgili derin bir araştırmaya girmesi, Google çalışanlarını yakından takip etmesi veya Google’ın aldığı patentlerin neyi getireceğini öngörebiliyor olması danışmanınızın kendisini geliştirmesine haliyle çalışmayı da buna göre şekillendirmesine vesile olacaktır.

Kelimelerin trend seviyesi yılın belirli dönemlerine göre farklılık göstereceğinden ötürü her kelime grubunda başarı stabil şekilde oluşmayacaktır. Yılın hangi zamanlarında hangi sebeplerden düşüş yaşanacağını öngörmesini ve size bağlı olası bir kötü senaryoda ne konuda hangi derecede esneklik sağlayabileceği bilgilerini talep etmeniz faydalı olacaktır.

4) İşe almak isteyip istemediğinize karar verin.

Maile Ohye, SEO tarafındaki işe alımınızın baştan sonra bir deneyim şeklinde ilerlemesi gerektiğini söylüyor. Danışmanın ilk temastaki yaklaşımı, talep ettiğiniz bilgileri karşılayabilme yetisi, ekibinizle olan uyumu, yaklaşım biçimi ve şirketinizi benimseyebilme seviyesi doğru danışmanı seçmeniz için en gerekli olan metrikler diyebiliriz. SEO’nun, çağımızın en geçerli veriye dayalı çalışması olduğu düşünüldüğünde, bunun için yapacağınız işe alımın yalnızca bir işe alım olmadığını, stratejik partnerlik anlamına geldiğini özellikle belirtmemiz gerekiyor.

[/et_pb_text][/et_pb_column][/et_pb_row][/et_pb_section]

Sosyal Medya Nedir?

[et_pb_section fb_built=”1″ _builder_version=”3.0.47″][et_pb_row _builder_version=”3.0.47″ background_size=”initial” background_position=”top_left” background_repeat=”repeat”][et_pb_column type=”4_4″ _builder_version=”3.0.47″ parallax=”off” parallax_method=”on”][et_pb_text _builder_version=”3.0.92″]İnternetin evlerimize girmeye başladığı dönemlerde, bilgi web teknolojilerini kullanabilen kişi ve kurumlar tarafından web siteleri üzerinden sunuluyordu.

Web siteleri genellikle dijital gazete niteliğindeydi. Kullanıcılar dizinler ve arama motorları gibi araçlarla bilgilere ulaşıyor, ancak etkileşime giremiyordu.

Geleneksel medyaya benzer şekilde tek yönlü bilgi paylaşımının hakim olduğu bu dönem Web 1.0 olarak adlandırılmaktadır.

Ardından bloglar ve wikiler gibi kullanıcının da katılımını mümkün kılan web sitelerini ortaya çıktı. İnternet erişimin yaygınlaşması, talep edilen bilginin artması ve içeriğin kullanıcılar tarafından zenginleştirilmeye başlamasıyla Web 2.0 olarak adlandırılan yeni dönemin kapıları açıldı.

“Web 2.0, web hizmetini iyileştirmek amacıyla ziyaretçilerin siteye katılımını sağlamak, yine aynı amaçla diğer sitelerle ve ziyaretçilerle işbirliği yapmak fikrine dayanan bir akımdır.”

Kullanılabilirliği arttıran iyileştirmeler , kitlelerin içerikleri etkin bir şekilde takip edebilmesini ve katkıda bulunabilmesini kolaylaştırdı. Paylaşımlar arttı ve etkileşim hızlanmaya başladı.
[/et_pb_text][et_pb_image src=”https://gelecekkadinlarin.org/wp-content/uploads/2018/02/webin-evrimi.png” _builder_version=”3.0.92″][/et_pb_image][et_pb_text _builder_version=”3.1.1″]

Küresel İnternet Trafiğinin Büyüme Grafiği

evolutionoftheweb.com

Kullanıcıların arkadaşlarıyla bağlantı kurabilmesini, ilgi alanlarını, hedeflerini, ilişkilerini paylaşabilmelerini sağlayan sosyal ağların yaygınlaşmasıyla Web, her kesimden kullanıcıya hitap eden bir yaşam ve varlık alanı haline geldi.

Sosyal medya bugün, Web 2.0 teknolojileri ile inşa edilen, her kullanıcının aktör haline geldiği medya sistemleri ve bu sistemlerdeki bilginin bütününü temsil eden bir kavramdır.

[/et_pb_text][/et_pb_column][/et_pb_row][/et_pb_section]

Kullanıcı Deneyimi (UX) Nedir?

[et_pb_section bb_built=”1″][et_pb_row][et_pb_column type=”4_4″][et_pb_text _builder_version=”3.0.92″ background_layout=”light”]

Kullanıcı deneyimi görece yeni bir tanım olsa da kökenini insan faktörü, yani ergonomiye dayanır.

Ergonomi ise en geniş haliyle, süreçleri insana uygun hale getirmeyi amaçlayan uygulamalar bütünüdür. “Şeylerin” insanlar tarafından daha verimli, güvenli, rahat ve etkili bir şekilde kullanılması amaçlar. Bu amaçla insan davranışı, yetenekleri, kısıtlılıkları ve diğer karakteristikleri ile ilgili bilgileri araştırır.

Bu “şey” bir savaş uçağı, savaş haberlerini izlediğiniz televizyonun kumandası ya da “bombaların üzerine taramalı tüfek takalım” gönderisini paylaştığınız bir mobil uygulama olabilir.

Bu örnekleri verme sebebim savaş endüstrisinin bu alandaki çalışmaların en önemli tetikleyicilerden olmasıdır. Dev bütçelerle geliştirilen araçların askerler tarafından istenilen şekilde kullanılamaması, bu alanda çalışacak komiteler kurmayı zaruri kılmış.

Dağınık halde devam eden çalışmalar, 20. yüzyılın ortalarında Ergonomi başlığı altında toplanmış, zamanla kullanılabilirlik standartları ve kriterleri geliştirilmiştir.

Kullanılabilirlik standartları işlevsel gereksinimlere odaklanmıştır. Ancak işlevsel ihtiyaçları eksiksiz karşılamasına rağmen tercih edilmeyen, kullanılmayan sistemler, daha kapsamlı bir kavram ihtiyacını göstermiş ve böylelikle “kullanıcı deneyimi” ortaya çıkmıştır.

“UX bugün bir ürün ya da hizmeti, son kullanıcı için anlamlı ve değerli yapan bütün iyi özelliklerinin – görünüşünden etkileşim sonucunda yarattığı his ve hayatlarımızda nasıl konumlandığına kadar – temsilcisidir.”

[/et_pb_text][et_pb_image _builder_version=”3.0.92″ src=”https://gelecekkadinlarin.org/wp-content/uploads/2018/02/14GNVHJtOJthwPROGRDrwQw.png” show_in_lightbox=”off” url_new_window=”off” use_overlay=”off” always_center_on_mobile=”on” force_fullwidth=”off” show_bottom_space=”on” /][et_pb_text _builder_version=”3.0.92″ background_layout=”light”]

Kullanıcı Deneyimin Kapsamı I ucmak.org

Kullanıcı deneyimi; kullanıcının bir ürün, ortam ya da servisle etkileşiminin tüm yönleriyle ele alındığı çok aşamalı bir süreçtir.

Hedeflenen kullanıcıların. alışkanlıklarını, beklentilerini incelemeyle başlar, her aşamada uygun tekniklerle ölçümler ve ölçümlere bağlı revizyonlarla devam eder.

[/et_pb_text][et_pb_image _builder_version=”3.0.92″ src=”https://gelecekkadinlarin.org/wp-content/uploads/2018/02/kulanıcı-deneyimi-süreci.png” show_in_lightbox=”off” url_new_window=”off” use_overlay=”off” always_center_on_mobile=”on” force_fullwidth=”off” show_bottom_space=”on” /][et_pb_text _builder_version=”3.0.92″ background_layout=”light”]

Kullanıcı Deneyimi Süreci I uxpatr.com

[/et_pb_text][/et_pb_column][/et_pb_row][/et_pb_section]