Dijital Çağda İnsan Kaynakları

Bugünlerde belki de en fazla duyduğumuz kelime “dijital”. Teknoloji hızla ve günlük yaşantımızda devrimler yaratarak gelişirken, insan kaynaklarını da bu gelişmeden ayrı düşünmek elbette imkansız. Dijitalleşmenin İnsan Kaynakları alanına getireceği belki de en büyük avantaj, insan kaynaklarını operasyonel iş denizinin içinde boğulmaktan kurtarıp daha stratejik bir noktaya çekme kapasitesi olsa gerek. Peki dijitalleşme insan kaynakları alanının hangi noktalarına fayda sağlayacak?

 

Dijitalleşmenin en çok hangi alanlarda insan kaynaklarına fayda sağladığını, dört adımda birlikte gözden geçirelim.

  1. İşe Alım ve Yetenek Yönetimi
    Dijital teknolojilerin sağladığı olanaklar firmaların yeni adaylarla iletişim kurmasını kolaylaştırıyor. Hatta dijital dönüşümü hızlı olan şirketlerin potansiyel adaylar için cazibe merkezi haline geldiğini de göz ardı etmemek gerekiyor. İş arama siteleri süratle çeşitleniyor, mobil uygulamalar geliştiriliyor ve ilişki ağlarını kurmaya zaman ayırıp özen gösterenler yarışta öne çıkıyor. Hem işverenler hem de iş arayanlar için geçerli bir durum bu. İş arama siteleri de gelişen teknolojiye hızlı bir şekilde uyum sağladıkları ölçüde etkili olabiliyorlar, esnekliklerini kaybetmeye başladıklarında yarışta geriye düştükleri aşikâr.
    Online ve mobil platformlar, şirketler ve çalışanlar için pazarlama alanına dönüşmüşken, şirketler için işe alım süreçlerini etkili ve hızlı bir şekilde yönetmenin yolu da yine dijitalleşmeden geçiyor. Dijital ortamlar kısa sürede geniş bir aday havuzuna ulaşmak ve nitelikli başvurular almakta şirketlerin İK birimlerini desteklerken aynı zamanda aday özgeçmişlerini doğru bir şekilde kayıt altına almak, özgeçmiş veri tabanlarını oluşturarak uygun pozisyonlarda uygun adaylara hızla ulaşmak anlamında da fayda sağlıyor.
  2. Esnek Çalışma Çözümleri ve Çalışan Memnuniyetinin Artması
    Ofiste ve belirli saatler arasında çalışma zorunluluğu giderek ortadan kalkarken bu duruma kuşkusuz en büyük katkıyı dijitalleşme sağlıyor. Masaüstü bilgisayarlardan uzun zaman önce özgürleşmemizin ardından, bulut sistemleri ile ofise sonsuza kadar hoşça kal demek için çok zamanımız kalmadığını söyleyebiliriz; elbette istisnalar olacaktır ama ofis çalışanlarının çoğu bu esnekliği şirketlerinden beklemeye başladılar bile. Bu yeni özgürlük alanı çalışanların motivasyon ve memnuniyetlerini de artıran bir faktör olarak karşımıza çıkıyor. Özellikle İstanbul’da trafikte kaybedilmeyen bir zaman tüm çalışanlar için çok değerli ve bilgiye ulaşmak için trafikle mücadele etmenize, en azından pratikte gerek kalmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Bunun şirketlerin organizasyonel kültürüne yerleşmesi ise teknolojiden daha yavaş ilerliyor.
  3. Bilginin Erişilebilirliği ve Fırsatların Analizi
    Bilgiye mekandan bağımsız ulaşmaktan bahsetmişken, çok sayıda veriyi aynı anda ve bir tıkla ulaşılabilen kaynaklardan elde etmek, hem şirketler hem de çalışanlar için ihtiyaçları analiz etme ve bu yönde kararlar almada önemli avantajlar sağlıyor. Farklı kaynaklardan uzun sürede elde edilebilecek verileri analiz etmek, ilişkileri kurmak ve sonuçlara varmak artık çok daha kolay. Uzun dönemli performans verileri, ölçme-değerlendirme merkezi sonuçları, alınan eğitimler, mesleki tecrübeler, kişisel bilgiler, vb. çok sayıda veri, insan kaynakları profesyonelleri için birçok yenilik geliştirmeyi de mümkün kılabilir, fırsatları yakalamak ve çalışanlara hizmet olarak sunmak insan kaynaklarını aslında olması gereken stratejik bir konuma taşıyabilir.
  4. Zamanın Etkili Kullanımı
    İnsan kaynakları birimi birçok şirket için personelle ilgili bürokratik işlemleri de sırtında taşıyan bir bölüm. Personel özlük işlerinin ve yasal süreçlerin olduğu insan kaynakları birimleri de işe alım süreçleri, performans değerlendirme ve eğitim gibi evrak içeren süreçler nedeniyle yoğun mesailer harcıyor. Dijitalleşme tüm birimler için olduğu gibi insan kaynakları için de bu süreçlerin elde ve kağıt-kalemle yapılmasını sona erdirdiği ölçüde zamanı verimli kullanmayı sağlıyor. Artık İnsan Kaynakları için kafamızı masanın üzerindeki kâğıtlardan kaldırıp ufka bakmanın zamanı geliyor.

Son söz; bir yanda zamana yetişemezken, diğer tarafta zamanı etkin kullanmayı sağlayan çok sayıda yeni araçla çevreleniyoruz. Bu yarış içinde hem yeni teknolojik olanakları yakalamamız hem de koşarken onlardan faydalanmamız gerekiyor.

 

İşveren markası alanında iletişim yatırımları yıldan yıla nasıl değişiyor?

[et_pb_section bb_built=”1″][et_pb_row][et_pb_column type=”4_4″][et_pb_text _builder_version=”3.0.92″ background_layout=”light”]

İşveren markası alanında iletişim yatırımları yıldan yıla nasıl değişiyor? İşte 2017 verileri:

Bu alanda da dijital in, geleneksel out!

Kaynak: Universum Employer Branding Now Araştırması, 2017

[/et_pb_text][et_pb_image _builder_version=”3.0.92″ /][/et_pb_column][/et_pb_row][/et_pb_section]

Türkiye’de Kadın Hakları Alanındaki Yasal Gelişmeler

Genel olarak insan hakları, bütün insanlara, insan onuruna yakışır şekilde davranılma hakkını ifade eder. İnsanın insan olmaktan kaynaklanan vazgeçilmez hakkı olan insan hakları, birçok ulusal ve uluslararası belgelerde ayrıntıları ile yer alır. İnsan hakları her türlü kamusal yarar, sosyal politika veya da başka bir ahlaksal kaygının üzerinde bir değer taşır.

İdeal bir dünyada aslında, insan haklarının yanı sıra kadın haklarını veya çocuk haklarını tartışmaya gerek yoktur. Çünkü insan hakları erkek veya kadın olsun, çocuk veya yetişkin olsun, herkes için geçerlidir. Ama gerçek hiç de öyle değil.

İnsan haklarının yer aldığı ilk belge Magna Carta’dır.Magna Carta büyük ferman anlamına gelir. Büyük Özgürlük Fermanı olarak isimlendirilen bu İngiliz belgesi, 1215 yılında imzalanmıştır. Bu belge ile kralın yetkileri ilk defa kısıtlanmış ve halka bir takım hak ve özgürlükler verilmiştir. 1789 Fransız ihtilali sonrasında yayınlanan ünlü İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi ile de insan hakları resmiyet kazanmış olmaktadır. Son olarak 1949 yılında Birleşmiş Milletler, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi ile insan hakları bütün insanlığın gündemine girmiştir. Burjuvazinin gelişmesine paralel olarak insan hakları genelleşmiş ve bütün insanlığın ortak kazanımı olmuştur.

Kadınların konumuna gelince. Kadınlar çok uzun yıllar insan haklarından eşit olarak yararlanamadılar. Aslında bugün de bu durum devam etmektedir. Kadınlar tarih boyunca, hiçbir zaman erkeklerle eşit kabul edilmediler. Bu eşitsizlik toplumdan topluma, veya zamana göre farklılıklar gösterse de temelinde aynı kalmıştır.

Kadınlar ve erkekler arasında biyolojik olarak fark var ancak bu kendi başına bir eşitsizlik ilişkisi içermez. Bu farklılık, daha çok toplum ve kültür içinde hiyerarşik bir farklılığa dönüşmüştür. Kadınların bu şekilde erkeklere göre ikincil durumda sayılması, onların insan olma haklarını da derinden etkilemiştir. Geçen yüzyılda bile kadın hakları hala tartışılan bir konuydı. Özellikle 1970’lerde hız kazanan feminist akım, toplumsal bir harekete dönüşmüş ve kadın hakları konusunda bilinçlenme ve duyarlık artmaya başlamıştır. Birleşmiş Milletler, Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi’ni 1979 yılında üye ülkelerin imzasına açmıştır. Bu sözleşme ile uluslararası hukukta mevcut olan insan hakları belgelerinin, kadın haklarına bir çare olmadığı ve bu konuda özel düzenlemelere ihtiyaç olduğu ve bir takım önlemlerin alınması gerektiği kabul edilmiştir.

Ancak bir nokta çok ilgi çekmektedir. Bütün insan hakları sözleşmeleri arasında, bu sözleşme en fazla çekince konulan bir belgedir. Ne yazık ki ülkemiz de çekince koyan ülkeler arasındadır. Bir kısım ülkeler ise bu sözleşmeyi imzalamamıştır bile. Bu durum dünya üzerinde erkek egemen anlayışın ne kadar yaygın olduğunu göstermektedir.

Ülkemizde kadın hakları konusundaki gelişmeleri şu şekilde özetlemek mümkündür:

  • Kadınların siyasal haklarını savunmak için 1923 yılında Kadınlar Halk Fırkası isimli bir siyasi parti kurulmuştur.
  • Türk Kadınlar Birliği Derneği 1924 yılında kurulmuştur.
  • 1930 yılında belediye seçimlerinde seçme ve seçilme hakkını kazanmışlardır.
  • 1933 yılında, muhtar ve ihtiyar heyetine seçme ve seçilme hakkını kazanmışlardır.
  • 1934 yılında milletvekili seçme ve seçilme hakkını kazanmışlardır.
  • 1935 yılında kadınların seçme ve seçilme hakkını kullandığı ilk seçimler yapılmıştır.
  • 1971 yılında ilk kadın bakan, parlamento dışından atanmıştır.
  • 1986 yılında bir kadın milletvekili hükümette bakan olmuştur.
  • 1994 yılında bir kadın ilk defa başbakan olmuştur.
  • 1995 yılında kadınların mecliste temsil oranlarında küçük bir artış görülmüştür.
  • 2002 yılında meclise 24 kadın milletvekili girmiştir. Kadın vekil oranı yüzde 4,4 olmuştur.
  • 2004 yılında yapılan yerel seçimlerde 18 kadın Belediye Başkanı olmuştur.
  • 2007 yılında yapılan seçimlerde kadın vekil oranı yüzde 9’a ulaşmıştır.
  • 2007 yılında yapılan seçimlerden sonra iki kadın milletvekili, Meclis Başkan Vekilliği görevini üstlenmiştir.

Bu gelişmeler memnunluk vericidir. Ancak kadın hakları konusunda alınacak daha çok yol bulunmaktadır.

PhiBrows Microblading

3D Kıl Tekniği ya da Kaş Kontörü olarak da bilinen Microblading, dövmeden farklı olarak kaş bölgesini boyamak yerine özel microblading kalemiyle kaş bölgenize tek tek çizgiler çizerek, gerçek kaş görünümü verilmesidir.

Uygulama ortalama iki saatte tamamlanır.

Microblading yaptırmaya karar verince, yaptırmak istediğiniz kişinin sertifikalarına, lisanslarına ve önceki çalışmalarına bakmalısınız.

Deneyimli uzmanlar, tüm sorularınızı cevaplar ve bütün işlemi başından sonuna kadar anlatırlar.

Microblading yapılacak ortamın temizliği de çok önemlidir.

İşlem öncesi kaşınıza hiçbir şey uygulamamanız gerekmekte, çünkü işlem öncesi uzmanınız yeni bir kaş şeklinizi çizecektir.

İşlemden en az 72 saat önce exfoliator, retinol, glikolik asit ve alfta hidroksi asit içeren ürünler cildi hassaslaştırabildiği için kullanılmamalıdır.

Kan inceltici ilaçların da 72 saat öncesinde bırakılması gerekir. Hamileler, emzirenler ve diyabeti olanların microblading işlemi yapılmamalıdır.

Önce yüzünüz için ideal kaş şekli bulunup kaş bölgenize çizilecektir.

İlk saat, kalem ile kaşın yüzünüzün ölçülerine uygun olması için yeni kaş şekli tasarlanır. Bu, en uzun ve en önemli kısımdır.

Bu sayede kaşın doğal bir formda olması sağlanır. Kaş şekli, altı farklı ölçüyle bulunur. Bu işlem tamamlandıktan sonra microblading işlemi başlamadan önce, işlem yapılacak bölgeye işlemin rahat ve acısız geçmesi için topikal anestezi kremi uygulanır.

Daha sonra çizilen bölgeye kaş görünümünde çizgiler çekilir. Bu sırada, fazla boya kaş bölgesinde birikir. Son adım olarak kaş bölgesindeki boya silinir ve yeni kaşlarınız ortaya çıkar.

İşlem sonrası, Cara Delevingne’ın sahip olduğu tarzda yoğun kaşlara sahip olma beklentiniz varsa bu tek bir uygulamada gerçekleşemez. Microblading iki adımlı bir aşamadır ve ilk adımda hayal ettiğiniz yoğun sonucu görmeyi beklememelisiniz.

Başlangıçta keskin görünen çizgiler zamanla yumuşayacak ve cildinizi terk edecektir. Bu süre her cilt tipi için farklılık gösterir. Normal ve kuru ciltlerde daha kalıcı olan bu işlem yağlı ciltlerde daha az kalıcılık gösterecektir.

İşlemin en iyi tarafı, işlemden hemen sonra kötü bir görüntünün olmamasıdır.

Yeni kaşlarınız işlemden çıkar çıkmaz selfie çekilmek için hazır olacaktır. Kaşların iyileşme süresi, kişiden kişiye değişir ama ortalama 25 – 30 gün arasında iyileşecektir.

1 ay sonra kaşlardaki beğenilmeyen ve boş kalan yerler için 40 dakikalık bir düzeltme işlemi yapılacaktır. İşlemden sonra minimum 10 gün makyaj ve günlük hayatınızda kullandığınız cilt bakım ürünlerini o bölgeye uygulamamalısınız.

İyileşene kadar o bölgeye dokunmayın, kaşımayın ve soymayın. Kulak çubuğu ile o bölgeye bakım kremi uygulamalısınız. Güneşlenmek, yüzmek, aşırı terletici işler ve spor da 10 günlük yasaklar arasındadır. Dışarı çıkacağınız zaman kaşlarınza, 30 ve 50 SPF arası güneş korumalı kremler sürebilirsiniz.

Bazı insanlar 30 günde bir kaşlarına rötuş yaptırıyor. Ancak sadece bir işlem ve bir rötuş uygulaması ile 8 ile 18 ay arasında kadar kalıcılık sağlar. Yukarıda da yazdığımız gibi kuru ciltlerde kalıcılığı artarken, yağlı ciltlerde de daha kısa ömürlü olur. İşlemin fiyat aralığı 1000-1500 TL arasıdır.

PhiBrows, elle yapılan bir yarı kalıcı kaş çizimi yeteneğidir. Kaşların biçimi, altın orana (phi 1.618) ve yüz morfolojisine göre hesaplanır. Pigment, sterilize edilmiş aletler kullanılarak derinin yüzey tabakasına uygulanır. Pigment, doğal saçlara veya kaş rengine uyacak şekilde seçilir.

Altın Oran özellikle çeşitli bilim dallarında, mimari ve sanatsal alanlarda yararlanılan, belirli bir tutarlılık üzerine kurulu parçalar arasında uyumu yansıtan geometrik ve sayısal değerlere verilen isimdir.

Temel olarak bölünen bir bütünün yan yana getirilen iki parçasının diğer büyük parçayı oluşturması prensibine dayanır ve altın oranın sayısal değeri 1.618’ dir.

Kirpik Perması

Kirpik Perması Nedir?

Kirpik perması özel perma makaraları ile yapılan ve kirpiklere kavis kazandıran bir kirpik bakım işlemidir. Kirpik perması yaklaşık olarak 40-50 dakika sürmekte olup, kirpiğin uzunluğuna ve yapısına göre istenilen etkiyi oluşturur. Kirpikler vücudun en zor şekle giren tüyleri arasındadır. Bu nedenle perma yapılmaksızın istenilen kavise erişmesi bir hayli zor olabilmektedir. Kirpik perması kirpiklerin bir süre içinde kalıcı olarak kıvrık olmasını sağlayan kozmetik işlemdir.

Kirpik Perması Nasıl Yapılır?

Yaklaşık 1 saat süren kirpik perması işleminde, kirpikleriniz uygun boyda bir kirpik bigudisine sarılarak uygun bir solüsyon uygulanır. İki ayrı solüsyon işlemi arasında kirpikleriniz hava ile temas etmeyecek şekilde maske ile korunur. Tabii kullanılan malzemeye göre maske kullanılmayabilinir de…

Kirpik Perması Güvenli mi?

İşlem, uzman kişiler eliyle yapıldığında son derece güvenilir olup kendi başınıza, kesinlikle evde denemenizi kesinlikle önermiyoruz. Çünkü permada kullanılan kimyasal madde göze kaçmamalıdır. Göze ciddi zararlar verebilir ve hatta körlüğe uzanan yan etkileri olabilir.

Kirpik Perması Kimlere Uygulanamaz

Kirpik permasının sağlıklı insanlara zararları söz konusu değildir. Ancak neticede kimyasal madde kullanılıyor ve bu yüzden dikkatli olmakta fayda var. Özellikle kimyasal bazı maddeler kirpik permasında kullanıldığı için bu tür kozmetik kimyasallara alerjisi olanların kirpik perması yaptırmasını doğru bulmuyorlar. Ayrıca hamilelerde permada kullanılan kimyasal madde bileşikleri bazı istenmeyen yan etkiler doğurabilmektedir. O nedenle hamilelik şüphesi olan hanımların kirpik perması yaptırması uygun değildir.

Kirpik perması işlemi yapıldıktan kaç gün sonra duş alabilir, havuza, denize girebilirim?
Kirpik perması işlemiyle aynı gün dahi bu faaliyetlerde bulunabilirsiniz; saç permasında olduğu gibi suyun bir zararı yoktur.

7. Kirpik perması işleminden sonra yapılmasını tavsiye edilen uygulamalar nelerdir?
Kirpik perması işleminden sonra düzenli olarak kirpik besleyici kullanması tavsiye. Kirpik köklerini güçlendirerek kirpiklerin dökülmesini doğal sürecine göre yavaşlatacak olan besleyici kullanımı, kirpiklerinizin uzun süre kıvrık kalmasını da sağlayacaktır.

 

Kirpik Perması deneyimler ve yorumlar:

 

“Eğer boya yaptırmazsanız sağlıklı bir uygulama olduğunu düşünüyorum. besleyici yağlarla kirpiklerin çoğalmasını ve uzamasını ve keratinle de daha canlı görünmelerini sağlıyor. yalnız keratini saçlarıma da uygulamama rağmen tavsiye etmiyorum çünkü ciğerler için çok tehlikeli bir madde sonuçta ölü mumyalamada kullanılıyor. bunu yaptırdıktan sonra 2-3 ay içinde kirpiklerde ciddi değişim gözleniyor.” Ekşi Sözlük / besyasindakiprenses

 

“yaptirip memnun kaldigim uygulama, benim gibi hem siklik hem kivriklik acisindan fakir kirpiklere sahipseniz bir nebze iyi hissetmenizi sagliyor.

en makyajsiz halinizde bile hafif bir canlilik geliyor surata, o kismini sevdim. gun ici makyajimda zaten genelde rimel kullanmam, gece icin hala kullaniyorum ama.

zararindan cok emin degilim o yuzden gecer gecmez hemen yaptirmam muhtemelen, yilda 2-3 kere iste. deneyin gorun, bir de benim gibi kirpik fakiriyseniz hint yagi surun onlara.”  Ekşi Sözlük / drink je verdriet weg

 

“5 ay önce yaptırdım ve yaklaşık 2 ay kullandım. benim gibi kirpikleri uzun ve düz olan insanlar için hayat kurtarıcı. rimel sürmeye gerek kalmıyor. yalnız ilk yaptırdığınız an kirpikleriniz yapış yapış tek parça halinde oluyor sakın korkmayın en fazla 1 gün sonra kıvrık kirpiklere kavuşuyorsunuz. benim yaptırdığım yerde boya+perma yapılıyordu. benim kirpiklerim zaten gür ve siyah olduğu için boyaya lüzum görmemiştik. maksimum 40 dakikalık bir işlem. uzun bir aradan sonra yeniden vakit bulup yaptırmayı düşünüyorum.”  Ekşi Sözlük / zazantrik

“kirpiklere minicik bigudilerin sarılmasıyla yapılıyor. bigudi yapışkan bir yüzeye sahip olduğu için direk kirpikleriniz ona yapışıyor. üzerinden aynı perma yapılırken kullanılan ilaç sürülüyor sonra yarım saat kadar bekliyorsunuz. açıldığında kirpikleriniz kıvrık ve daha havalı görünüyor. yaklaşık 2 ay kadar aynı şekilde kalıyor. ben kirpik perması yaptırınca aynı anda kirpiklerimi de boyatıyorum bu sayede kesinlikle maskara kullanmanıza gerek kalmıyor. kirpiklere bir zararı da yok, hatta maskara kullanmadığınız için daha az dökülüyorlar ve daha canlı duruyorlar, hem de yumuşacık oluyorlar. benim gibi, maskara sürünce oluşan kıtır kıtır sert kirpik hissini sevmeyenler için mükemmel alternatif. yaptırın kızlar verdiğiniz paraya değiyor..” Ekşi Sözlük / chidori kaname

 

Kalıcı Dipliner

KALICI DİPLİNER NEDİR?

Kalıcı dipliner, göz kapağının hemen altına, kirpik hattının bulunduğu bölgeye yapılan bir kalıcı makyaj uygulamasıdır. Tercih ettiğiniz uzunlukta ve kalınlıkta yapılabilecek olan kalıcı dipliner uygulaması, sizi her gün dipliner çekmekten ya da gün içerisinde akan dipliner çizginizin akıp akmadığını kontrol etmekten alı koyan, kullanışlı ve estetik bir kalıcı makyaj tekniği olarak bilinir.

Kalıcı dipliner nedir sorusunu soranların çok büyük bir kısmı, kalıcı dipliner’ın aslında dövme olup olmadığını merak eden çoğunluktan oluşmaktadır. Her şeyden önce belirtmekte fayda vardır ki, kalıcı eyeliner ve kalıcı dipliner gibi uygulamalar, geleneksel olarak bildiğimiz kalıcı dövme uygulamalarından oldukça farklıdır. Özellikle kalıcı makyaj tekniklerine özel olarak üretilen, kalıcı dipliner boyalarının kullanıldığı bu yöntemde, boyalar yüzde yüz doğal içerikli oldukları için cilde hiçbir şekilde zarar teşkil etmezler. Aynı şekilde kaliteli ve dayanıklı malzeme kullanıldığı için kalıcı dipliner boyası pigmentleri ciltte herhangi bir alerjik reaksiyona yol açmaz. Kullanılan boya ve pigmentler ne kadar kaliteli olursa, kalıcı dipliner uygulamasının kalıcılığı ve etkinliği de o kadar yüksek olur.

Elbette kalıcı dipliner yaptırmadan önce dikkat etmeniz gereken bir diğer nokta da, birlikte çalışmayı tercih ettiğiniz kalıcı dipliner uzmanınızdır. Kalıcı dipliner konusunda tecrübeli olan ve kalıcı dipliner yaparken tam olarak hangi noktalara dikkat edilmesi gerektiğini bilen bir kalıcı makyaj uzmanı ile çalıştığınız zaman, elde edeceğiniz sonucun çok daha tatmin edici olmasını sağlayabilirsiniz.

KALICI DİPLİNER İLE KALICI EYELİNER ARASINDAKİ FARK NEDİR?

Söz konusu kalıcı makyaj dipliner olduğu zaman kişilerin en sık merak ettiği sorulardan bir tanesi kalıcı dipliner ile kalıcı eyeliner arasındaki fark oluyor. Kalıcı eyeliner dipliner farkı, tam olarak uygulamanın yapıldığı bölgeden meydana geliyor. Kalıcı eyeliner, kadınların standart makyaj rutinlerinde, göz kapaklarının üzerine uyguladığı kalın eyeliner çizgisini ifade ediyor. Bu çizgi, doğrudan göz kapağının üzerine uygulanmakta ve kuyruklu ya da kuyruksuz olarak kullanılabilmektedir. Günlük hayatında da ihtişamlı ve gösterişli bir makyaj kullanmayı tercih edenler, kuyruklu kalıcı eyeliner uygulamasını daha çok yeğlerken, gündelik hayatta sade ve yalın bir makyajdan yana olanlar, kuyruksuz kalıcı eyeliner yaptırmayı seçebiliyor. Burada belirtmekte fayda vardır ki kuyruksuz eyeliner yaptırdığınızda ve daha iddialı bir göz makyajı kullanmak istediğinizde, her daim kaliteli bir eyeliner kullanarak dilediğiniz uzunluk ve formda bir eyeliner kuyruğu ilave etmeniz mümkün oluyor.

Kalıcı dipliner ise bölge olarak göz kapağının çok daha farklı bir bölgesine uygulanıyor. “Kirpik hattı” olarak bilinen, göz kapağının en dip bölgesine uygulanan kalıcı dipliner, kalıcı eyelinera kıyasla çok daha yalın bir görüntü oluşturur. Kalıcı dipliner, bir gece öncesinden makyaj yapıp, ertesi sabah makyajınızı silmeyi unutmuşçasına, buğulu, doğal ve salaş bir görüntü oluşmasını sağlar. Bununla birlikte kalıcı diplinerın kalıcı eyeliner uygulamalarına göre oluşturduğu bir diğer büyük fark, gözleri daha büyük gösteren bir etki yaratıyor olmasıdır.

KALICI DİPLİNEER NASIL YAPILIR?

Kalıcı dipliner uygulaması, uzman elinden çıktığı takdirde oldukça basit ve hızlı sonuçlanan bir işlemdir. Günün 24 saati, haftanın 7 günü bakımlı ve güzel görünmek isteyen kadınlar, bu pratik ve kolay kalıcı makyaj uygulamasını tercih etmektedir. Kalıcı eyeliner kadar iddialı ve göze çarpıcı olmayan kalıcı dipliner uygulaması, teknik olarak kalıcı eyeliner işlemlerinde izlenen adımlardan oluşur. Başka bir deyişle kalıcı dipliner ile kalıcı eyeliner uygulamalarının yapılışı, aşağı yukarı aynıdır.

Kalıcı dipliner nasıl yapılır sorusunun cevabı, temel olarak kullanılan kalıcı eyeliner cihazlarında ve boya pigmentlerinde saklıdır. İşlem öncesinde teniniz ile uyumlu bir renk pigmenti seçilerek kalıcı dipliner boyalarınız hazırlanır. Ardından, göz kapağının alt hattına istediğini uzunlukta ve şekilde, örnek bir dipliner çizgisi çizilir. Bu çizgi, işlem sonrasında sahip olacağınız kalıcı dipliner çizgisi için örnek teşkil eden, elde edeceğiniz sonucun bir ön izlemesi niteliğinde bir çizgidir. Örneği kontrol ettikten ve içinize sinen bir dipliner hattı olduğundan emin olduktan sonra, kalıcı diplinerın uygulanacağı bölgeye özel bir anestezik krem uygulanır. Bu krem sayesinde işlem sırasında herhangi bir acı hissetmezsiniz. Krem de etkisini gösterdikten sonra özel kalıcı eyeliner/dipliner kalemi kullanılarak, örnek olarak çizilen çizginin üzerine boya pigmentleri yerleştirilir.

Kalıcı dipliner işlemi ile ilgili en çok merak edilen bir diğer sorulardan bir tanesi de elbette işlemin ne kadar sürdüğüdür. Kalıcı dipliner uygulaması, yaklaşık 30 dakika ile 1 saat arası süren bir işlemden ibarettir. İşlem tek seanslıktır ve seans boyunca ağrı ya da acı hissedilmez. Başka bir deyişle, en fazla 1 saat gibi kısa bir zaman dilimi içerisinde hayalini kurduğunuz o buğulu dipliner görüntüsüne kavuşmuş olursunuz.

 

KALICI DİPLİNEER SONRASI BAKIM NASIL OLMALIDIR?

 

Kalıcı dipliner sonrası uygulayacağınız bakım, en az işlemin kendisinde kalıcı makyaj uzmanının gösterdiği hassasiyet kadar önemlidir. Kalıcı dipliner sonrası şişlik ya da morluk gibi yan etkiler ile karşılaşma olasılığınız her daim vardır ve bu, oldukça normal bir süreçtir. Öte yandan Aylin Çetinkaya gibi alanının profesyonelinde yaptıracağınız kalıcı dipliner uygulamaları sonrası, bu tür istenmeyen yan etkiler ile karşılaşma ihtimaliniz ziyadesiyle düşüktür. Bununla birlikte size vereceğimiz kalıcı dipliner sonrası bakım tüyoları sayesinde iyileşme sürecinde kendinizi rahat ettirmeniz ve süreci hızlandırmanız da mümkündür. Uygulama esnasında kullanılan boya ve renk pigmentleri, cildinize zarar verecek türden olmadığı için, sağlığınızı tehdit edecek herhangi bir zararlı etki ile karşılaşma durumunuz söz konusu değildir. Aylin Çetinkaya’nın kalıcı makyaj stüdyosunda işlem görmüş müşterilerimiz, kalıcı dipliner yorumlarını da sizlerle paylaşmayı ihmal etmiyor. Sonuçlardan oldukça memnun bir şekilde ayrılan müşterilerimiz, işlemin kalıcılığından da yüksek ölçüde tatmin oluyor.

Kalıcı dipliner ne kadar kalır?” sorusunun cevabı, 1,5 ila 3 yıl arasında değişebiliyor. Uygulamanın akabinde yaklaşık 30 gün kadar sonra bir kontrol randevusuna gelmeniz ve gereken yerlerde rötuş ya da düzeltmelerin yapılmasına izin vermeniz, iyileşme süreciniz için oldukça önem taşır. Bununla birlikte kalıcı dipliner sonrası gözünüze ne zaman su temas ettirmeniz gerektiğini, hangi krem ya da bitkisel çözümleri kullanmanız gerektiğini ya da diğer dikkat etmeniz gereken etmenleri, kalıcı makyaj uzmanımız size hali hazırda en ince ayrıntısına kadar iletecektir.

Kalıcı dipliner uygulaması öncesinde de dikkat etmeniz gereken etmenler yok değil. Örneğin kalıcı dipliner öncesinde çizilen örnek hattın önemi, sandığınızdan da büyüktür. Tamamen içinize sinen bir taslak çizdirmeden uygulamayı başlatmamanız gerekir; aksi halde istemediğiniz bir göz makyajı ile yıllarınızı geçirmek durumunda kalabilirsiniz. Bununla birlikte kalıcı dipliner yaptırmadan önce sizin için doğru seçim olup olmadığını belirlemeli, kalıcı eyeliner ya da dipliner arasında seçim yapmakta zorlanıyorsanız işin uzmanlarından tavsiye ve öneri almalısınız.

Kalıcı dipliner öncesi eğer kullanıyorsanız lenslerinizi çıkartmalı ve herhangi bir şeye alerjiniz varsa bunu mutlaka kalıcı makyaj uzmanınıza belirtmelisiniz.

 

İyi Bir Kalıcı Dipliner İçin…

İyi bir kalıcı dipliner uygulaması geçirmek için sizin de bilinçli bir tüketici olarak dikkat edebileceğiniz noktalar yok değil. Öncelikli olarak herhangi bir kalıcı dipliner uygulaması yaptırmaya karar vermeden önce, çalışmayı planladığınız kalıcı makyaj uzmanına aşağıdaki soruları sormanız gerekiyor:

  • Kullandığı eyeliner/dipliner kaleminin markası nedir?
  • İşlem esnasında kullandığı anestezi kreminin markası ve etkisi nedir?
  • Kullanılan boyaların organik ve doğallık oranı nedir? İçerisine kimyasal var mıdır?
  • İşlem ne kadar sürecektir? *Kaliteli ve düzgün işçilik için kalıcı diplinerda en az yarım saat kadar bir süre gerekir. Yarım saatten daha kısa bir süre vaat edenlere (10-15 dakika) şüphe ile yaklaşmanız tavsiye edilir.
  • Daha önce kaç defa kalıcı dipliner ya da kalıcı eyeliner uygulaması gerçekleşmiştir?
  • Daha önce yapmış olduğu kalıcı eyeliner uygulamalarının örnekleri?
  • Kaç yıldır kalıcı makyaj işinde çalışmaktadır?
  • Referans olarak gösterebileceği eski müşterileri var mıdır? Onlarla iletişime geçmek mümkün müdür?
  • İşlem sonrasında düzgün bir iyileşme süreci için hangi bakım prosedürlerini önermektedir?
  • Şişlik ya da morluk oluşması durumunda tavsiye ettiği özel bir krem var mıdır?
  • Kalıcı dipliner uygulaması tamamlandıktan sonra kontrol amaçlı gelmeniz gerekecek midir?
  • Kliniğinde kaç kişi çalışmaktadır?
  • Size sunduğu kalıcı dipliner fiyatları ne civarda olacaktır?