Liderlik ve Girişimcilik Üzerine İzlenmesi Gereken TED Konuşmaları

1984 yılında “Paylaşmaya Değer Bilgiler” sloganıyla yıla çıkan TED, kar amacı gütmeyen bir topluluk ve ilk çıkışında teknoloji, eğlence ve tasarım konu başlıkları altında insanları bir araya getirmek için kuruldu.

Zaman içinde oldukça büyüyen ve şu an 1400’den fazla TED konuşmacısının yer aldığı TED Talks‘a her hafta yeni bir konuşmacının videosu ekleniyor. Çoğunlukla kendi alanında uzman kişilerin, bilgilerini ve deneyimlerini paylaştıkları TED konuşmalarında konuşmacılar genellikle 20 dakikalık sunum yapıyorlar.

Birçok farklı kategoride sunumun yapıldığı TED konuşmaları arasından biz de e-ticaret sektöründe çalışanların ve girişimcilerin ilgisini çekeceğini düşündüğümüz videoları araştırdık. Bu videoları seçerken herkesin bildiği videoların biraz daha dışına çıkıp, klişeleşmemiş videolara öncelik vermeye çalıştığımızı belirtmek gerekiyor. Liderlik, başarı, yaratıcılık, girişimcilik ve teknoloji konu başlıkları altında topladığımız bu videoları ikinci bölümü önümüzdeki hafta olmak üzere iki bölüm halinde sizlere sunacağız.

Richard St. John: “Başarı Devamlı Bir Serüvendir”

“İlginç olan şey, bir şeyi tutkuyla yaparsanız, zaten para bir şekilde gelecektir.” Richard St. John

Joseph Pine’dan Müşteriler Ne İster

Müşteriler satın aldıkları ürünlerin kendilerine özel olduğunu hissetmek ister; ancak Joseph Pine’a göre özgünlük satmak çetin bir iş olarak düşünülür; çünkü böyle bir şeyin varlığından söz edilemez.

Drew Dudley: “Olağan Liderlik”

Drew Dudley’e göre liderlik, sıra dışı insanların sahip olduğu bir karakteristik özellik değil. Dudley, insanlara içlerindeki lideri bulmaları için yardımcı oluyor.

Amy Tan’la Yaratıcılık Üzerine

“Sıfırdan bir şeyi nasıl yaratabilirim? Kendi hayatımı nasıl yaratabilirim? Sanırım bunun cevabı, her şeyi sorgulamak da ve kendi kendime kesin bir doğru olmadığını söylemek de saklı.” Amy Tan

David Kelley: “Yaratıcı Güveninizi Nasıl Kazanabilirsiniz?”

Hayatınızın yaratıcı ve becerikli insanlar olarak ikiye ayrılmış durumda olduğunu düşünüyorsanız, David Kelley bu konuşmasında size bunun aksini anlatacak.

Gayle Tzemach Lemmon: “Kadın Girişimciler Bir İstisna Değil, Bir Örnek”

Gayle Tzemach Lemmon, dünya genelindeki kadın girişimcilerin hikayelerini paylaşıyor.

Dan Gilbert’tan Yanlış Beklentilerimiz Üzerine

Harvard’ta Psikolog olan Dan Gilbert, bizi mutlu inançlarımızın çoğunun yanlış olduğunu belirtiyor.

Her Girişimcinin İzlemesi Gereken 10 Film

Daha önce sizinle e-ticaret girişimcilerinin okuması gereken kitapları paylaşmıştık. Bu sefer de e-ticaret ve hatta bu alanın dışında da proje geliştiren girişimcilerin nefes ve ilham almalarını sağlayacak filmleri bir araya getirdik.

Ancak bu hepsi birbirinden değerli yapımların diğerlerinden bir farkı var; o da iş dünyasını ve ekonomik düzeni tüm detay ve incelikleriyle konu alıyor olmaları. Filmlerin hedef kitlesi de azimli girişimciler oluyor doğal olarak.

Sözün özü, bugüne kadar çekilmiş ve iş dünyasını yansıtan filmlere girişimci gözüyle bakalım dedik. Listelediğimiz 10 filmi seçerken inovasyon, reklam, mentorluk, başarı hikayesi, pazarlama, tüketici davranışları, markalama, ürün tavsiyesi ve finans kategorilerinin her birinin konu alındığı en az bir yapıma yer vermeye özen gösterdik.

Lafı fazla uzatmadan şimdiden iyi seyirler diliyoruz…

The Social Network (2010) IMDB notu: 7.9

Son zamanların belki de en başarılı girişimi olan Facebook’un kurucusunun kuruluş sürecinde yaşadıklarını konu alan The Social Network (Sosyal Ağ) filmini bu liste için es geçmek olmazdı herhalde. Dünyanın en genç dolar milyarderlerinden Mark Zuckerberg’in Harvard’ın yurdunda hayata geçirdiği ve bugün 1 milyar üyeye ulaşan girişimin ilham verici hikayesi hali hazırda birçok kişiye esin kaynağı oldu. Ancak detaylara bu kadar yakından bakıp, yaşanan zorluklara empati kurma şansını sunan 2010 yapımı filmde, Zuckerberg’i Jesse Eisenberg canlandırırken, filmin yönetmenliğini ise David Fincher üstlenmiş.

Minority Report (2002) IMDB notu: 7.7

İnovasyon, girişimciliğin can damarlarından biridir. Her yeni girişimcinin en son yenilik ve teknolojilerden haberdar olması gerekir. Tom Cruise’un başrolünü oynadığı Minority Report (Azınlık Raporu) filmi işte tam bu noktada izleyenleri teknolojinin varacağı noktalara doğru ufuk açıcı bir yolculuğa çıkarıyor. Özellikle mobil alandaki gelişmeler ve online perakendeciliğin geleceği açısından güzel fikirler verebilecek 2002 yapımı filmde, artırılmış gerçeklik ve dokunmatik ekranların kullanımı konusunda ilginç ve fütüristik örnekler görmek mümkün. Ticaretin ve sosyal yaşamın gittiği yön hakkında izleyicilerine güzel bir vizyon sunan yapımı dikkatle ve işiniz için inovatif fikirler geliştirmenizi sağlayacak şekilde izlemenizi öneririz.

Startup.com (2001) IMDB notu: 7.0

Bir internet girişimini hayata geçirmeden önce mutlaka izlenilmesi gereken 2001 ABD yapımı bir belgesel var sırada: Startup.com. İki hevesli girişimcinin sıfırdan kurdukları GovWorks.com adlı şirketin başından geçenlerin konu alındığı 107 dakikalık bu belgesel ancak yaşanılarak öğrenilecek birçok ders ile dolu. Sabır ve disiplin gerektiren bir girişim sürecinde; iş ortakları arasında yaşanabilecek aksaklıklardan tutun da, yatırım bulma sürecinde çekilen sancılara kadar birçok gerçek örnek sayesinde, vahşi bir rekabetin yaşandığı pazara geniş bir perspektiften bakma şansına erişiyorsunuz.

Thank You for Smoking (2005) IMDB notu: 7.7

Girişimciliğin en önemli ayaklarından birisi de hiç şüphesiz pazarlamadır. Batmak ile başarılı olmak arasındaki ince çizgiyi pazarlama stratejileri belirler. 2005 yılında vizyona giren ve Jason Reitman’ın yönettiği Thank You for Smoking (Sigara İçtiğiniz İçin Teşekkürler) filmi, pazarlanması en zor olan ürünlerin bile doğru taktikler sonucu başarıya ulaşabileceğini kanıtlaması bakımından oldukça etkileyici. Filmin konusu on iki yaşındaki oğlu için rol model olmaya çalışan bir babanın bir yandan da ABD’li bir sigara markasının baş sözcüsü olarak çevirdiği entrikalar üzerine kurgulanmış. Sigaranın zararlarını günümüzde bilmeyen kalmadı ancak, toplumun çoğunluğu tarafından nefretle bakılan bir ürünün bile ustalıkla pazarlanabildiğini görmek, iyice niş ve zor sektörlere odaklanan birçok girişimciyi yüreklendirecektir.

Pirates of Silicon Valley (1999) IMDB notu: 7.1

Günümüzün ezeli rekabetin kuacağındaki iki teknoloji devi olan Apple ve Microsoft’un kuruluş hikayelerinin anlatıldığı 1999 yapımı filmde, yakın girişimcilik tarihinin köşe başı olaylarına keyifli bir yolculuğa çıkabileceksiniz. Yönetmenliğini Martyn Burke’un üstlendiği Pirates of Silicon Valley (Silikon Vadisi Korsanları), Steve Jobs ve Bill Gates’in evlerinin garajında başlayan girişimlerini nasıl küresel devlere dönüştürdüğünü anlatması açısından ilham verici. İzleyiciler filmde; hırs, azim, disiplin ve inançla dolu cesaret verici başarı hikayelerini izleme fırsatı bulacaklar.

The Joneses (2009) IMDB notu: 6.5

Birçok kişinin gözden kaçırdığı ancak marka dünyası ve tüketici psikolojisi üzerine çok ince ayrıntıların paylaşıldığı 2009 yapımı The Joneses filmi, Amerika’nın küçük bir kasabasına taşınan ve dışarıdan bakıldığında kusursuz bir profil çizen Jones ailesinin çevresini nasıl etkilediğini anlatıyor. Özellikle; gerek perakende sektöründe, gerekse sosyal ağlarda arkadaş tavsiyesi ve “word of mouth” etkisinin tüketiciler üzerindeki etkisinin büyük olduğu günümüz iş dünyasında film, müşterileri ile empati kurmaları açısından girişimcilere oldukça fayda sağlayacağını iddia edebiliriz. Baş rollerini David Duchovny ve Demi Moore’un paylaştığı The Joneses, baştan sona sürprizlerle dolu senaryosu ve marka sadakati ile ilgili sunduğu fikirlerle iş dünyasından her bireyin izlemesi gereken bir yapım olarak öne çıkıyor.

Wall Street (1987) IMDB notu: 7.4

Charlie Sheen ve Michael Douglas’ın efsaneleştiği, sinema tarihinin mihenk taşı filmlerinden birisi de hiç şüphesiz 1987 yapımı Wall Street olsa gerek. Genç ve hırslı işletme bankeri olan Bud Fox, New York’un en iyi finansçılarından biri olmak için çabaladığı yolda, Wall Street’te satın alma yöneticisi olan Gordon Gekko’nun himayesinde piyasanın inceliklerini öğrenmeye başlar. Ancak işlerin hiç de göründüğü gibi toz pembe olmadığını anlayan Fox, kendini büyük bir düzmecenin ortasında buluverir. Oliver Stone’un yönetmen koltuğuna oturduğu filmi izlerken finansal konulardan ziyade, iş dünyasında hırslarına yenik düşen insanların düştüğü durumdan çıkarılacak dersler dikkat çekiyor. Filmin devamı niteliğinde 2011 yılında çekilen bir başka yapım olan “Wall Street: Money Never Sleeps”i de izlemenizi öneririz.

Freakonomics (2010) IMDB notu: 6.3

Gazeteci Stephen Dubner ve ekonomist Steven Levitt’in aynı adlı kitabından uyarlanan 2010 yapımı belgesel film Freakonomics, insanların tüketim çılgınlığı üzerine detaylı ve derin bir yorum getiriyor. Basıldığı ilk andan itibaren okuyucuları tarafından oldukça ilgi gören kitabın film versiyonu; alanında uzman 6 belgesel yönetmeni tarafından hazırlandı. Bugüne kadar yaşanmış gerçek olaylar üzerinden değerlendirmelerin yer aldığı Freakonomics, yer yer komik ve kışkırtıcı sahneler de içeriyor. Biraz komplo teorisi tadında, ama çokça ders niteliğinde örneklerin aktarıldığı yapım, özellikle girişimciler için ekonomik sistemin nasıl işlediğini anlatması açısından değerli bir eser niteliği taşıyor. Biz yine de kitabını okumanızı tavsiye ederiz ancak zaman bulamayanlar için Freakonomics’in belgesel filmi de oldukça keyifli olacaktır.

The Greatest Movie Ever Sold (2011) IMDB notu: 6.6

2011 yapımı bir başka ilginç belgesel film daha var karşımızda: The Greatest Movie Ever Sold (Satılmış En İyi Film). Üstelik filmin yönetmeni birçoğumuzun “McDonald’s deneyi” olarak bildiği “Super Size Me“den tanıdığımız Morgan Spurlock. Girişimciliğin daha çok reklam ayağını ilgilendiren yapım, markalama, reklamcılık ve ürün yerleştirme ile ilgili keyifli ve öğretici tespitler sunuyor. Medya organlarındaki, bilinç altına oynayan gizli reklamları ele alan Spurlock, farkında olmadan kısacık bir süre zarfında yüzlerce reklama maruz kaldığımızı gerçeğini bir çırpıda yüzümüze vuruyor. Belgeselin ilginç taraflarından bir diğeri ise yapımın finansmanını belgeselde yer alan reklamlar ve ürün yerleştirmelerden sağlamış olması. Bu da işin ironik kısmı olsa gerek. Günümüzde her an onlarca mesaj ve reklam kirliliğine maruz kalan tüketicileri boğmadan ve zorlamadan reklam ve tanıtım yapmanın incelikleri üzerine düşünmek isteyen girişimciler mutlaka izlemeli.

Logorama (2009) IMDB notu: 7.7

Uzun metrajlı ve gerçek oyuncuların yer almadığı bir kısa animasyon filmi olsa da, aldığı ödüller ve dünyadaki birçok popüler markayı bir araya getirmesiyle; yayınlandığı 2009 yılından bu yana oldukça ses getiren yapımlardan biri olmuştu Logorama. 16 dakikalık bu keyifli animasyonda marka logolarından kurgusal bir dünya oluşturulmuş. Her markanın logosunun bir karakteri canlandırdığı yapım, dünyanın artık markalar ve şirketler tarafından yönetiliyor olduğunun mesajını veriyor. McDonald’s’ın ünlü palyaçosu Ronald’ın azılı bir suçlu, Michelin lastik adamlarının da güvenliği sağlayan polis memurları olduğu bu eğlenceli kısa filmi ara ara izlemenizi tavsiye ederiz. Ayrıca eskisinden daha çetin olan rekabet ortamında firmaların tüketicilerin zihnindeki algıya göre şekillenen marka imajlarına tanık olmak açısından oldukça etkileyici bir film.

Başarılı Girişimcilerin Sahip Olduğu 8 Ortak Davranış

Başarının tanımı herkese göre değişebiliyor. Başarısızlık ise kimilerince tahammül edilemezken, kimileri de başarıyı kucaklayıp, burada yaptıkları hatalardan ders alarak yollarına devam eder. Başarı tanımının farklı tanımları olduğu gibi bu yolda ilerleyen kişilerin de izledikleri yollar farklılaşabiliyor.

Hayatlarında başarıyı yakalamış olan kişilerin bazıları ise benzer yolları izleyerek hayallerine ve hedeflerine ulaşmayı başarmışlar. Geçtiğimiz hafta yeni girişimcilerin ilk yıllarında yaptıkları hatalara göz atmıştık. Bu hafta da daha önce başarılı olmuş insanların ortak davranışlarına göz atacağız.

Çok fazla kibirli olmamak ve gurur yapmamak

Yaptığı işte yükselmiş ve iyi bir lider olmuş kişilerin ortak özelliklerinden biri de çok fazla kibirli olmamaları ve boş yere gurur yapmamaları olarak bilinir. İş hayatında herkes hata yapabilir; ancak başarılı olmuş kişiler hata yaptıklarında bunu üstlenerek, gerektiği zaman özür dilemeyi bilirler.

Yaptıkları işin başarılı olmasında kendilerinin yanı sıra ekiplerinin de bu başarının bir parçası olduğunun farkındadırlar ve bir iş yaparken daima çevrelerinden yardım isterler. Her şeyi en iyi kendilerinin bildiklerini söylemezler.

Yolun başında, işin sonunu hesaplar ve işe öyle başlarlar

Başarılı olmuş girişimciler yola daha koyulmadan önce gitmek istedikleri yere karar verirler. İşlerinde hangi noktaya gelmek istedikleri, nasıl büyüteceklerini, ne zaman nasıl bir yol izleyeceklerine en başından karar vermek, yolun başında nasıl adımlar atılması gerektiğine dair fikirler verecektir. Nereye gittiğini bilmeyen bir gemi hiçbir limana ulaşamaz sonuçta. Yola çıkarken gitmek istediğiniz yeri belirlemek önünüzü görmeyi kolaylaştırır.

Başarılı girişimcilerin bir önemli özelliği de hayatta varmak istedikleri noktaya ulaştıklarında orada durmayarak daha ileriye gitmek istemeleridir. Her zaman daha iyi işler yapılabilir ve gelmek istediğiniz noktada eğer gerektiğinden fazla kalıp, geleceğe dair yeni planlar yapmaya başlamazsanız bir düşüş yaşayabilirsiniz. Bu nedenle elde edilen başarının tadını çıkarttıktan sonra, yeni ufuklara yelken açmak başarının devamlılığını sağlayacak.

Yedek plan yapmazlar

Başarılı girişimciler yedek plan yapmazlar. Bunun nedeni olarak ise yedek plana sahip olmak gece rahat uyumanıza yardımcı olur; ancak gerçek anlamda başarılı olmak için çaresizlik, yani elindeki tek senaryoya bağlı olma durumu gerekli olabiliyor kimi zaman. Eğer elinizde sadece bir senaryonuz varsa ona tümüyle bağlanıp, onu gece gündüz sahiplenirseniz başarı elbet sonunda gelecektir.

İşler yolunda gitmediğinde yedek planlar sizi kurtaracak olabilir; ama bu aynı zamanda yaptığınız işe inanmadığınızın bir sinyali de olabilir. İşinize ve kendinize güvenmiyorsanız başarılı olmanız da oldukça zor.

Kalabalığın izinden gitmezler

Başarılı girişimciler, herkesin yaptığını yapmayı tercih etmezler. Kalabalığın izlediği yolun dışına çıkarak yeni bir şeyler deneyerek, kimsenin yapmadığı işlere yönelirler. Başkalarının olmadığı yerde zorluklar olabilir; ancak buradaki rekabet ortamı daha azdır ve eğer işin sonuna kadar gidecek azmi kendilerinde bulurlarsa, sahip olacakları başarı da daha büyük olur.

Kaç yıllık tecrübeye sahip olduklarına değil, bugüne kadar ne yaptıklarına önem verirler

Yıllardır belli bir iş dalı üzerinde tecrübe kazanmış olabilirsiniz; ancak eğer bu tecrübenizi yansıtacak elle tutulur bir iş yapmamışsanız edindiğiniz tecrübenin çok da bir önemi bulunmuyor. İnsanlar onlara tecrübelerinizi anlatmanızı değil, geçmişte ne yaptığınızı görmek ister.

Başarılı kişiler kendilerini bu şekilde tanıtırlar, süslü sıfatlarla tecrübelerini anlatmak yerine, yaptıkları işleri ortaya koyarlar.

Başarısızlığı kabul edip, bahane üretmezler

Eğer bir iş hakkında bahane üretmeye başlamışsanız, zaten başarılı olmayı en başından istememişsinizdir. Bu şekilde olmasının nedeni ise yaptığınız hataları kabullenip, bu sorumluluğu almanız gerekiyor olmasından kaynaklanıyor.

Ekonomik şartlar kötü, pazar hazır değil veya bu benim suçum değil gibi bahaneler üretmek yaptığınız işe inanmadığınızın sinyalleridir. Başarısızlık yazının başında da bahsettiğimiz gibi korkulması gereken bir durum değil, kucaklanarak kabul edilmesi ve yapılan yanlışlardan ders alınması gereken bir durum. Birçok başarılı olmuş isim, geldiği yere ulaşmadan önce defalarca başarısız olmuş; ancak pes etmeyerek hedeflediği yere gitmek için çalışmıştır.

Zamanlarını iyi yönetirler

Zamanını iyi yönetemeyen bir girişimcinin başarılı olması oldukça zor. İnsanlar zamanlarını nasıl dolduracaklarını çoğu zaman seçmezler, çevrelerindekilerin, işlerin ve diğer etkenlerin zamanlarını doldurmasına izin verirler ve bu yüzden de birçok kişi zamanı etkin kullanamamaktan şikayet eder.

Başarılı insanlar zamanlarını iyi kullanırlar ve dış etkenlerin zamanlarını kontrol etmesine izin vermeden, bu boşlukları kendileri doldurarak, iyi ve idareleri bir şekilde ellerindeki vakti değerlendirirler. İş ve kişileri önem derecelerine göre ayırıp, gerektiğinden fazla vakit ayırmayarak boş vakitlerinizi daha etkin kullanabilirsiniz.

Etraflarındaki kişileri kendiler seçerler

Etrafınızdaki insanlar sizin sosyal ve iş hayatınızı etkileyeceği için oldukça önem taşır. Başarılı kişiler de bunun oldukça önemli olduğunu bildikleri için çevrelerindeki kişileri özenle seçerler. Eğer herkesin hayatınıza dahil olup çevresinde yer almasını istiyorsanız, bu size zorluk çıkartabilir.

Eğer iş yerinde beraber çalışmaktan mutlu olmadığınız çalışanlarınız varsa, onları daha iyi anlaştığınız çalışanlarla değiştirebilirsiniz; aksi halde mutsuz ve huzursuz bir ortamda çalışma veriminiz düşebilir. Aynı durum sosyal hayatınızda da olmalı. Sizden yararlanmak isteyen ve size ayak bağı olabilecek insanlar, gittiğiniz yolda sizi sekteye uğratabilirler. Etrafınızdaki insanları özenle seçmek sizi başarıya bir adım daha yaklaştıracak.

Girişimlerde Çekirdek Ekip Nasıl Kurulur?

Şirketlerin hayatlarını sürdürebilmeleri için departmanların iyi-kötü işler durumda olması gerekir. Departman dendiğine bakmayın; yeni kurulmakta olan şirketlerde yani start-uplarda “departman” çoğu zaman bir kişiden oluşur.

Şirket büyüdükçe artan ekip sayısıyla departmanların sayıları da, departmanlarda çalışanların sayıları da artar.

Yeni kurulan şirketlerde elbette öncelik sahibi bazı departmanlar vardır. Genellikle şirketin gününü kurtarabilmesini ve yakın zamanda varlığını sürdürebilmesini sağlayacak bölümlere hayati bir önem verilir. Bu departmanların başında “satış” ve “pazarlama” gelir çoğu zaman.

Ancak başarılı bir start-up kurmak istiyorsanız işin doğası gereği günün öncelikleri arasında yer almayan departmanları da sağlama almak ve doğru kurgulamak zorundasınızdır. Örneğin muhasebe, hukuk, idari işler gibi gelir getirmeyen, sadece gider kalemi gibi görülen departmanları doğru kurgulamazsanız çıktığınız yolculukta sürekli geriye doğru bakmanız, geriye yönelik cezalar ödemeniz, ön göremediğiniz giderlere katlanmanız gerekir.

Doğruları ve yapılması gerekenleri ne kadar bilirsek bilelim; işin ölümcül dinamizmi içerisinde onları erteleriz.

Tek başınıza veya ortaklarla yola çıkmış olun, fark etmez; yapılması gereken “paylaşmaktır”. Görevleri ve işleri paylaşmak gerekir. Bunun için de kendinizi ve yola çıktığınız ekip arkadaşlarınızı iyi analiz etmeniz gerekir. Her insanın güçlü ve zayıf yanları olduğu gibi; iş hayatında da hepimizin gelişmiş ve henüz gelişmemiş yanları vardır. Eğer bu yanları doğru saptarsanız yolunuza çıkan hiçbir engel ve zorluk sizi durduramaz.

Start-up yapılarda, diğer sektörlerin aksine ekibe yeni katılacak kişilerde aranan nitelikler “keskin” değildir. Katma değerin yüksek olduğu, görev tanımlarının belirgin olamadığı, belirli dönemlerde “patlamalar” yaşanan start-up kültüründe önemli olan “istekli” olmaktır. Kurumsal yapılardaki belirgin düzenin oturtulamadığı, oturtulduğu zaman sektörün alışkın olduğu geometrik büyümelerin yaşanamadığı maalesef start-up kültürünün acımasız bir gerçeğidir.

Bu sebeple yapınızı kurarken organizasyon şemasından ve görev tanımlarından önce kişilerin yeteneklerini analiz etmelisiniz.

Start-uplar her zaman kısıtlı kaynaklarla kurulur. Milyon dolarlarla dahi bir şirket kuruyor olsanız, kaynak “kısıtlıdır”.

Bu sebeple start-up kurucuları enerjileri yettiği sürece birçok role bürünürler. Teknik bilgileri dahi olmasa kimi zaman CTO, kimi zaman müşterilere giden satışçı, kimi zaman faturaları toparlayan muhasebeci, kimi zaman banka görüşmelerine katılan CEO, kimi zaman çay taşıyan ofis görevlisi olur. Temel görevi bu yapıları kurgulamak, doğru çalışanları ekibe katmak, çalışanların motivasyonunu korumak olan İnsan Kaynakları departmanı genellikle start-up yapılarda en son kurulan departman olur.

Bu nedenle belli bir büyüklüğe ulaşıncaya kadar kurucular, departman yöneticileri en çok İK’cı şapkasını takarlar. Ne kadar sistem, otomasyon ve kurgular üzerine yapınızı inşa ederseniz edin; bu yapıyı başta siz olmak üzere insanların yöneteceğini hiçbir zaman unutmazsanız ekibe katma değer katacak olan yeni bir üyenin alımının ne kadar önemli bir karar olduğunu gözden kaçırmazsınız.

Ekibinize kan, can ve şans getirecek ekip üyeleri katmanız dileğiyle!